18 Kasım 2018 Pazar
Gerçek bir kahramanın romanı: Madalyasız

Gerçek bir kahramanın romanı: Madalyasız

Mehmet Uluğtürkan’ın ilk romanı Madalyasız raflarda yerini aldı. Madalyasız, benzeri görülmemiş bir söz vererek, 1920 kışında Fransızlarla çarpışan bir ağanın gerçek yaşam öyküsünü anlatıyor.

Emsalsiz bir söz vererek kendisi ve oğlu dahil 120 kişilik çetesine liderlik ederek, Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Maraş’ın Fransız işgaline karşı direniş mücadelesine katılan Yeniceli Mehmet Ağa’nın (1864-1937) gerçek yaşam öyküsü, Mehmet Uluğtürkan tarafından romanlaştırıldı. Gazeteci Mehmet Uluğtürkan’ın ilk romanı olan Madalyasız, çetesine katılan gönüllü savaşçılara “Şehit olursanız 40 yıl boyunca ailenize ben bakacağım” diye taahhütte bulunan, kendisi ve ölümünden sonra ailesi tarafından bu sözü yerine getirilen Mehmet Ağa’nın başından geçen çarpıcı olayları, tarihi gerçeklere bağlı kalarak anlatıyor.

BİR KAHRAMANLIĞIN ROMANI

Deneyimli bir gazeteci olan Mehmet Uluğtürkan’ın yaklaşık 3 yıl araştırma yaptıktan sonra kaleme aldığı Madalyasız, Doğan Kitap’tan çıktı. Kitabevleri ve internet siteleri üzerinden okuyucuyla buluşan Madalyasız’da, o yıllarda Sivas’a bağlı olan Darende’nin en varlıklı kişilerinden Mehmet Ağa’nın kulaktan kulağa anlatılırken ayrıntıları kaybolmuş yaşam öyküsünün bilinmeyenlerine de yer veriliyor. Uluğtürkan’ın arşiv belgelerine dayanarak yazdığı romanda, Kurtuluş Savaşı’na hazırlanan Anadolu’daki ilk önemli direniş olan Maraş Savunması da tüm çarpıcı boyutlarıyla ve sürükleyici bir dille anlatılıyor.

MEHMET ULUĞTÜRKAN KİMDİR?

1972’de Darende’de doğdu. Halkla ilişkiler üzerine ön lisans, işletme üzerine lisans eğtimi aldı. Yüksek lisansını, Çukurova Üniversitesi’nde yönetim ve organizasyon üzerine yaptı. Gazetecilik hayatına 1989 yılında muhabir olarak başladı. 1998-2004 yılları arasında Adana Sanayi Odası basın danışmanlığı görevini yürüttü. 2008’de ortağı Esra Özden’le birlikte Türkiye’nin ilk bölgesel ekonomi yayını Refleks gazetesini kurdu. 2009 yılında yaptığı bir haberle, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen yarışmada araştırma dalında Türkiye birincisi oldu. Onlarca kuruluştan mesleki ödüller aldı. Hürriyet gazetesi Çukurova GAP yayınında bir yıl kadar köşe yazarlığı yaptı. Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak Ekonomi Gazeteciliği dersi verdi. Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu üyesidir. Selma Uluğtürkan’la evli olan Mehmet Uluğtürkan’ın, Türkan ve Nadiye isimli iki kızı vardır.

ROMANDAN BİR BÖLÜM

... Önce Yeniceli Mehmet Ağa’ya öptürdü elini. Yanı başındaki su dolu tasa parmağını batırdı. Islanan parmağını, Yeniceli Mehmet’in dudaklarına sürdü. Sonra bir bir diğer erlere el öptürdü, sırtlarını sıvazlayıp dua etti. Her öpenin dudağına elini batırdığı tastan su sürdü. “Ölümlük kalımlık bir tas zemzemim vardı, nasip sizeymiş” deyiverdi. Gülsuyuyla çoğalttığı bir tas zemzem suyu, yüz yirmi ere yetti. Kalan son damlaları da kendi avuçlarına döktü, oğlu Kâzım’ın yüzüne sürdü. Öptü, kokladı, bir daha çekti içine…

“Hadi, durmayın gidin şimdi. Buralara düşman ayağı değdirmeyin sakın. Haklarımızın hepsi helal size...”

Tek tek Gülcihan Ana elini öpen, “Allah razı olsun” diyen yüz yirmi silahlı, Elbistan’a giden keçi yolunda atlarını dörtnala koşturdu.

Gülcihan Ana’nın yanaklarından iki damla yaş süzüldü. Savaşın sonunu görecek kadar ömrü olursa bu yiğitlerin çoğunu bir daha göremeyeceğini iyi biliyordu. Hatta belki de… Boğazına bir yumru oturdu… “Allahım beni onlardan sonraya bırakma!” dedi. Toz bulutu gözden kaybolana kadar öylece bakakaldı arkalarından.

4.01.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz