13 Temmuz 2020 Pazartesi
Tarihi kale gün yüzüne çıkmayı bekliyor

Tarihi kale gün yüzüne çıkmayı bekliyor

Tarih boyunca Haçlıların ve Ermenilerin paylaşamadığı ve Anadolu Selçuklu Devleti ile Türk ve Müslüman toprağı haline gelen Raban Kale-i Zerrin, gün yüzüne çıkmayı bekliyor.

Yaklaşık 6 yıl süren kazı çalışmaları ile önemli bir kısmı gün yüzüne çıkan tarihi kale, 4 yıldır ise çökme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

M.Ö. 3000-1200 tarihlerinden itibaren önemli uygarlıklara ev sahipliği yapan ve Gaziantep'in Araban ilçesine bağlı Kale Mahallesi'nde bulunan Raban Kale-i Zerrin'in binlerce yıl sonra bir kısmı gün yüzüne çıkarılırken, 2 etap halinde yürütülen kazı çalışmaları ise 4 yıl önce durdu. İslam öncesinde Raban Kalesi olarak da bilinen ve asırlarca Urfa Haçlı Kontluğu ile Ermeni Krallığı arasında paylaşılamayan kalenin kalıntıları günümüze kadar ulaştı. Müslüman ve Türk devletleri açısından da stratejik önemi bulunan kalenin büyük bir bölümü ise yaklaşık yarım asırdır toprak altında kaldı. Tarihi kaynaklara göre 1940 yılına kadar sağlam bir şekilde ayakta duran kale, bu tarihten sora ise surlarındaki taşlar inşaatlarda kullanılmak için sökülürken, kalıntıları ise toprak altında unutulmaya başlandı.

2010 yılında başlatılan kazı çalışmaları ile gün yüzüne çıkartılmak istenen kale ve içerisindeki çalışmaların ilk etabı 2 sene sürdü. 2014 yılında tekrar başlayan çalışmalar da iki yıl sürerken bu süreçte kalenin büyük bir bölümü, içerisindeki cami ve çevresi toprak altından çıkarılabildi. 2016 yılında ikinci etabı biten kazı çalışmalarının üçüncüsüne ise bir türlü başlanılamadı. Ekonomik sebeplerden dolayı duran kazı çalışmalarına 4 yıldır başlanılamadı. Şu ana kadar kale sur kalıntılarının yanı sıra kale içerisindeki cami, çeşme ve livas gün yüzüne çıkarılırken, çalışmalarda tandır öğütme taşları, kinkler ve birçok odacıkların yer aldığı kompleks yapı da tespit edildi. Tam olarak ne olduğu belirlenemeyen yapının ve toprak altındaki henüz bilinmeyen bölümleri de yeniden başlanacak çalışmalarla gün yüzüne çıkarılabilecek.

Kalenin hem ilçe hem bölge hem de ülke tarihi açısından büyük önem taşıdığını belirten vatandaşlar 4 yıldır kaderine terk edilen tarihi kalenin şimdi de çökme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, ara verilen kazı ve restorasyon çalışmalarına bir an önce başlanmasını istiyor.

KALENİN BİNLERCE YILLIK TARİHİ

Bugün Araban ilçesinin sembolü olan tarihi Raban Kale-i Zerrin, M.Ö. 3000-1200 tarihinden beri önemli uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve İslam öncesi Raban Kalesi olarak bilinir. Araban İç Kalesi'nin en önemli dönemi XI-XIII. yüzyıllar arasındadır. Bu yüzyıllar boyunca kale stratejik önemini sürekli korumuştur. Özellikle Urfa Haçlı Kontluğu, Ermeni Krallığı, Haçlı Seferleri, Memluklu ve Türk akınlarında elde tutulması gereken en önemli kaleler arasında yer almıştır. Kale, Ermeniler ile Urfa Haçlı Kontluğu arasında sık sık el değiştirmiştir. 1093 yılında Ermenilerin elinde bulunan Araban Kalesi, 1112'den sonra Urfa Haçlı Kontluğu'nun eline geçmiştir. 1108-20 tarihleri arasında Ermeni Kralı Vasil'e ait olan kale, 1112-20 tarihlerinde ise yeniden Haçlıların kurduğu Antakya Prensliğinin eline geçmiştir. Daha sonra ise kale yeniden Ermenilere bırakılmıştır. Bu dönemde kalenin çok sağlam olduğu ve kolay kolay fethedilemediği kaynaklarda geçerken Anadolu Selçuklu Sultanı Mesud tarafından 1148-1150 yıllarında bu zorlu kale fethedilerek, Türk toprağı haline getirildi. 1155'te Atabey Nureddin Mahmud Zengi, bu kaleyi Selçuklulardan almayı başardı. Bu tarihten sonra sırasıyla Araban, Halep Eyyubileri, Anadolu Selçukluları (1218), Memlüklüler, İlhanlılar (1259), Memlüklüler (1260), Dulkadiroğulları ve tekrar Memlüklülerin hakimiyetine girdi. 1517'de ise bölge Osmanlı topraklarına katılan bölge, 1523 yılından sonra Birecik Sancağı'nın Rumkale kazasına bağlanan Araban, daha sonraki yıllarda ise Gaziantep'e bağlandı.

Raban Kale-i Zerrin 1940 yıllarına kadar sağlam bir şekilde ayakta durabilen kala Araban'ın bugünkü ilçe merkezinde 35 metre yükseklikte bulunan yığma tepe üzerine kuruldu, 8595 metrelik bir alanı kaplayan kale üzerinde İç Kale Cami ve bir takım yapı ve toprak altından henüz çıkarılamayan bir kale ile surlarından oluştuğu tahmin ediliyor. XII-XIV. yüzyıllarda çok önemli bir iç kale olmasına rağmen günümüzde pek iz kalmayan kalenin son kalıntıları da yıllara direniyor

27.05.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz