Arşiv      |      Reklam      |      Künye      |      İletişim      |      Sık Kullanılanlara Ekle     
 
 
 
 
• Bahçeli demek, sandık demek          |       • GKV’de öğretmenlere tatil yok          |       • GTB iftarda 3 bin kişiyi ağırladı          |       • Feci kaza: 9 yaralı         |       • Yaz okullarına kayıtlar sürüyor         |       • Suriyelilere sosyal uyum rehberi         |       • Sanayi bilimle bütünleşmeli         |       • GKV’nin Erikçe kampı sona erdi         |       • Gayrimenkulde büyük gala          |       • Proje yarışmayla elde edilecek          |                 
 
 
      Anasayfa      |      Güncel      |      Siyaset      |      Ekonomi      |      Spor      |      Yaşam      |
Üye Ol    Parola Hatırlat
 
   
 
Dijital Gazete
       
Maillist
   
Hava Durumu
Nöbetçi Eczaneler
Vefat Edenler
 
Çok Okunanlar
Bahçeli demek, sandık demek (3058)
GKV’de öğretmenlere tatil yok (2887)
GTB iftarda 3 bin kişiyi ağırladı (2769)
Feci kaza: 9 yaralı (2762)
Yaz okullarına kayıtlar sürüyor (2718)
Suriyelilere sosyal uyum rehberi (2708)
Sanayi bilimle bütünleşmeli (2694)
GKV’nin Erikçe kampı sona erdi (2669)
Gayrimenkulde büyük gala (2634)
Proje yarışmayla elde edilecek (2594)


altın
Mehdi ANLAROĞLU mehdi@anlaroglu.com
• BUGÜNE NASIL GELDİK

Terörizm ve kaçakçılık gibi yasadışı olayların yerleşkelerine yapılacak ani baskınlar için 1983 yılında Hakkari’de verilen, 12 şehidin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Dairesi Başkanlığı bünyesinde atılıyordu Özel Harekat’ın temelleri.


Birim, 1987 yılında Terörle Mücadele ve Harekat Dairesi Başkanlığı bünyesine alınıyor ve Özel Hareket Şube Müdürlüğü olarak 1993 yılına kadar faaliyet gösteriyordu. 1993 yılında Özel Harekat Şube Müdürlüğü, Özel Harekat Daire Başkanlığı’na dönüştürülüyor ve direk Başbakanlığa bağlanıyordu.


İlk Özel Harekat Polislerini yetiştiren isim Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi olarak kayıtlara geçerken daha sonraları Korkut Eken, Kaşif Kozinoğlu ve İbrahim Şahin olağanüstü durumlara karşı 7/24 hazır, üstün eğitimli, üstün silah ve teçhizatlara sahip Özel Harekat Polislerini yetiştirmeye başlıyordu.


Öyle ki, ‘Teröristler bizi araçlarımızdan inerken vurabilirse vurur, vuramazsa kaçacak delik arar’ diyebilen binlerce Vatan Kahramanı yetiştirilmeye başlanmıştı.


Çünkü hepsi gerilla savaşı yapıyor, tek başlarına mücadele edebiliyor ve timlerindeki diğer arkadaşları ile yekvücut davranışlar sergiliyordu.


Giydiği üniforma ile her halinden belli olan, bindiği tankın ya da aracın güzergahı belli olan Mehmetçiği pusuya düşürmek çok kolaydı hainler için.


Özel Harekatçılar ise üniforma giymiyorlardı, dağda gezdikleri zamanlarda. Sakal – bıyık tıraşı da gerekmiyordu. Üzerlerindeki kıyafetlerle yöre halkından ayırt edilmeleri ya da uzaktan çıplak gözle teşhis edilmeleri de mümkün olmuyordu. İşte bu yüzden teröristler Özel Harekatçılarla karşılaşmak istemiyordu.


 Ancak Asker rahatsız olmaya başlamıştı.


Çünkü birlikte çıkılan operasyonlarda ellerinde sigara olan, mermileri vücutlarına çapraz şekilde asan ve askeri hiyerarşiye uymayan Özel Harekatçılar, Mehmetçiğin örnek aldığı insanlar olmuş, ordu disiplini sarsılmaya başlamıştı. Sonunda Özel Harekatçıların dağlara gidişlerine kısıtlama getirilmeye başlanmıştı.


Ve en sonunda 1997 yılında Genelkurmay’ın isteği ile Doğu ve Güneydoğu’nun dağlarından geri çekiliyordu Özel Harekat. 28 Şubat süreci de bu timlerin saf dışı edilmesinde en etkili süreç oluyordu. Artık özel yetiştirilmiş bu özel vatan evlatları şehir merkezlerinde masa başı işlere veriliyordu.


Bundan sonraki süreçte ise teröristler ellerini kollarını sallayarak sınırlarda caddelerde gezer gibi gezmeye başlamış, 20 yaşındaki al yanaklı çocukları hedef tahtası olarak kullanmaya başlamıştı.


1992 – 1996 yılları arasında Tansu Çiller’in Başbakanlığı, Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanı olduğu dönemlerde teröre çok ciddi darbeler indirilmiş, teröristlere dağlar ve şehirler dar edilmeye başlanmıştı.


RP’li Adalet Bakanı Şevket Kazan ise bir doğu gezisi sonrası yaptığı açıklamalarla Özel Harekatçıları MHP’nin doğudaki silahlı gücü gibi göstermeye başlamış, Atalarımızdan miras kalan sarkık bıyığı ise neredeyse ‘suç unsuru’ haline getirmişti.


Özel Harekatçıların Milliyetçi oldukları doğru idi. Şehirlerde görev yapan düz polislerden çok komik bir maaş farkıyla 6 ay Cudi, Gabar ve Tendürek dağları başta olmak üzere doğu ve güneydoğunun dağlarında sevdiklerinden, eşlerinden ve çocuklarından ayrı kalarak yılda 2 kez 15 gün izin kullanan bu vatan sevdalıları neredeyse vatan haini ilan edilecekti.


Özel Harekatçıların hem moralleri bozulmuş hem de İçişleri Bakanlığı’na bağlanmaları Kurumu iyiden iyiye pasifize etmişti.


pe-KAKA’nın arzulayıp ta bulamadığı günler, düşmanları tarafından dosta ikram edilen ayran gibi ikram edilir olmuştu.


Nihayet Özel Harekat dağlardan alınmıştı.


Şimdi teröriste dağları kim dar edecekti?


20 yaşında kahvehanelerde vakit dolduran, ustasının elinin altında maharetlerini sergilemeye çalışan, tarlada çift ile çubuk ile gençliğini geçiren fidanlar, ellerine yakılan kınalarla, çalınan davul ve zurna ile yahlarla – zılgıtlarla, oynaya oynaya kışlalara gönderiliyor, al bayraklara sarılı tabutlarla doğdukları topraklara geri getirilerek tekbirlerle istirahatgahlarına götürülüyorlardı.


Ne de olsa, ‘Şehitler ölmez, Vatan bölünmez’ idi.


Zaten bir ayda 30, başka bir ayda 50 şehit vermişiz siyasi iradenin de umurunda değildi.


Teröriste yapılan ‘Eve dön’ çağrıları ile dağdan gelen teröristler alkışlarla karşılanıyor, ayaklarına kadar götürülen Savcı ve Hakimlerce kurulan mahkemelerde verdikleri ifade ile suçsuz bulunuyor ve yandaşlarıyla sarmaş dolaş otobüsler üzerinde zafer işaretleri yaparak, Anadolumun mukaddes topraklarını pis ayaklarıyla kirletiyorlardı.


Artık teröristler milletin vekili suretiyle polisi tokatlamaya, belediye başkanı sıfatıyla devlete hakaret etmeye, gerilla sıfatıyla da İzmir’in Foça’sında ve Gaziantep’in Karşıyaka’sında bombalı araçlar patlatarak bu huzur beldelerini huzursuzluğa iten fazla mesailer içerisine girmişlerdi.


Bir taraftan dağda her gün çıkan çatışmalarda 8-10 şehit veren Türk Milleti diğer taraftan yaşadığı şehirde emniyette değildi.


DSP – MHP – ANAP Hükümeti 2002 yılında AKP’ye iktidarı teslim ederken terör diye ülkenin bir meselesi yoktu ki?


Nasıl olsa dillere pelesenk olacak ‘Terörle mücadelemiz başarıyla sürecektir. Milletimiz endişe etmesin. Şer odakları kurutulacak’ cümleleri her olaydan sonra mikrofon uzatılan her bürokrat tarafından söylenecekti.


Kimse de çıkıp ‘Yahu zaten siz iktidara gelmeden önce terör bitirilmişti. Sizin döneminizde hortladı’ demiyor, Hükümeti eleştirenler ise Ergenekon (!) terör örgütünü kurmak, üye olmak ve yönetmek suçlarıyla tutuklanıyor, tarihi belli olmayan duruşmaları beklemeye başlıyorlardı.


2002 yılında göreve gelen Başbakan R. Tayyip Erdoğan ise her fırsatta terör elebaşısı Öcalan’ı idam etmemekle dönemin başbakan Yardımcısı MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi suçlamaya devam ediyordu.


Oysa 12 Ocak 2000 tarihinde Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz tarafından Başbakanlık’ta yapılan zirvede;


1) İdam cezasının değişmesi mümkün değildir.


2) Süreç tamamlandığında dosya, idamın infazı için meclise gönderilecektir.


3) Bu karar terör örgütü tarafından Türkiye aleyhine kullanılırsa AİHM kararı beklenmeden infaz sürecine derhâl geçilecektir.


Bu karar terörist başının idamdan kurtulamayacağına dairdir.


Bunun yanı sıra MHP’nin hükümet ortağı olduğu dönemde terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına ölüm cezası verileceği hükmü konuyor, buna ilişkin Anayasa değişikliği 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla gerçekleştiriliyordu.


TBMM tutanaklarında AKP Grubu adına Bülent ARINÇ söz alıyor ve ‘Ölüm cezasının kaldırılması konusu geldiğimiz noktada, bir zaruret ifade etmektedir’ derken, AKP Grubu adına söz alan diğer Milletvekili Mehmet Ali ŞAHİN de, ‘Ölüm cezasının kaldırılmasını Parti olarak, Grup olarak biz de istiyoruz’ diyordu. (1 Ağustos 2002)


Ve sonunda, AKP 41, ANAP 76, DSP 55,  DYP 65, SP 22, YTP 50, BAĞIMSIZ 
ve diğer 11 ‘Evet’ oyu ile 3 Ağustos 2002 tarihinde kabul edilen 4771 no’lu idam cezası kaldırılıyordu.


AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da 3 Ağustos 2002 tarihinde Hürriyet Gazetesine verdiği bir beyanatta ‘Bu çok büyük bir başarıdır. Ben, burada özellikle TBMM’yi takdir ediyorum, alkışlıyorum’  diyerek bugünün tarihine not düşüyordu.


MHP ise İdam Ceza’sının kaldırılmasına ‘Hayır’ diyen tek siyasi parti olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarına giriyordu.

 
27 Ağustos 2012 Okunma Sayısı:8004
  Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır
Habere yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi
Sayfayı arkadaşınıza gönderebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi
Köşe yazısı için eklenen yorumlar
Bu yazı için eklenmiş yorum bulunamadı.
  Yazara ait diğer yazılar
 • KİLİS’TE NELER OLUYOR?    [23 Nisan 2016]
 • 'Biz bu Hareketi cami avlusunda bulmadık...'    [11 Ocak 2016]
 • Ya Allah, Bismillah Allahu Ekber    [11 Eylül 2015]
 • Ana Dolu olan Anadolu’da kan var, gözyaşı var…    [10 Eylül 2015]
 • Sığınmacı mı, vatan haini mi?    [27 Kasım 2013]
 • ALKIŞLANACAK EĞİTİM…    [26 Kasım 2013]
 • Hastalık kangren olmak üzere…    [22 Kasım 2013]
 • DENİZLİ HOROZU’NUN HİKAYESİ    [21 Ocak 2013]
 • ‘APO’YA EV HAPSİ İSTEYEN, EVİNDE AĞIRLASIN’    [10 Ocak 2013]
 • SOSYAL PAYLAŞIM DEĞİL, SOSYAL REZALET!    [09 Ocak 2013]
 • ‘VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR’    [07 Ocak 2013]
 • 80’lerde Yılbaşı    [29 Aralık 2012]
 • İMANI ZAYIF OLANLA İŞİMİZ OLMAZ VESSELAM…    [27 Aralık 2012]
 • GAZİANTEP ÇEHRE DEĞİŞTİRECEK    [25 Aralık 2012]
 • TEDAŞ NEDEN EDAŞ’A BAĞLANIR?    [24 Aralık 2012]
 • Nakıboğlu doğru konuştu    [19 Aralık 2012]
 • BUGÜN NE YAPMALIYIZ?    [28 Ağustos 2012]
 • NEDEN GAZİANTEP?    [24 Ağustos 2012]
 • Uğurladık    [23 Ağustos 2012]
 • BURASI GAZİANTEP, HAKKARİ DEĞİL!    [22 Ağustos 2012]
 • YAN GEL YAT OSMAN    [11 Temmuz 2012]
 • KPSS Mİ, KPKS Mİ?    [09 Temmuz 2012]
 • ADIMIZ BÜYÜKŞEHİR    [05 Temmuz 2012]
 • KAVSARA’NIN FISTIK EVİ    [02 Temmuz 2012]
 • ‘Bu şehir girdap gönül’    [28 Haziran 2012]
 • GÜNEYDOĞUBİRLİK BİLMECESİ    [27 Haziran 2012]
 • JETİMİZİ DÜŞÜRMEYE KİM CESARET EDER?    [23 Haziran 2012]
Yazarın 19-06-2007 tarihinden önceki yazıları için tıklayın
Video
   
YAZARLARIMIZ
 
Yakup Çiçek
AHMET HAKANI YALNIZ BIRAKTIK
Veysel KARAYILAN
UMUDUM VAR DÜZELECEK
Murat GÜREŞ
BIÇAK GİBİ
Ali Doğan
ARA BİZE YARAMADI
Halil Yılmaz
ŞEYTAN BUNLARI GÖRÜNCE SELAMA DURUR
Enver BAL
GAZİANTEPSPOR KÜMEDE KALDI
Ahmet BAKIR
ÇEVREM
Celal TOPKAN
ERDOĞAN'I ŞAŞIRTAN 'EVET' VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Mehdi ANLAROĞLU
KİLİS’TE NELER OLUYOR?
İzzettin Turnalar
ETME…
Merve DURMAM
Elhamdülillah Müslümanız
Burcu KARAKAŞ
Özgür Basın" Ne Demek?
Hasan Işık ÖZYILAN
SİZİN ÇAKRANIZ NEDİR?
S.Taşkın ELMA
BÜYÜKŞEHİRDEN TEK YÖN UYGULAMASI…
Hasan Fuat GÖÇER
HEGEMONYA KIRILMALI
Şevki KILIÇ
CUMHURİYET
 
Site İçi Arama
 
Haberlerde Yazılarda
 
Güncel Anket Arşiv »
 
Gaziantepspor bu sezon başarılı mı?
     
 
RÖPORTAJ
 
 
Linkler Hepsi »
 
Gaziantep Valiliği
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi
Gaziantep Ticaret Odası
Şehitkamil Belediyesi
Şahinbey Belediyesi
gazeteoku
 
 
 
       Anasayfa        |       Arşiv        |       Reklam        |        Künye        |        İletişim        
© 2007 Gaziantep Güncel Gazetesi
site ekle
kaliteli çiçekçiler için doğru seçim
• gaziantep çiçekçi, • gaziantep çiçek,
• gaziantep çiçek siparişi
• online çiçekçi, • çiçek gönder, • yapay çiçek