21 Kasım 2018 Çarşamba
Referandum ve Erdem

Hasan ALPDOGAN

Referandum ve Erdem

Geçen hafta Başbakan Binali Yıldırım, Irak Kürdistanı'nda yapılacak referanduma yönelik "Kuzey Irak'taki referandum yok hükmündedir. "Referandumun hesabını, yanlışta ısrar edenlerden soracağız" dedi.

Pazar günü meclis açılışında, Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgesel yönetimin yanlıştan dönmesi durumunda Türkiye'nin yanlarında olacağını söyledi: "Sınırlarımızın hemen başında, hem Irak halkı, hem de Türkiye başta olmak üzere çevre ülkeler için daimi tehdit oluşturacak bir fitne kuyusunun kazılmasına göz yumamayız. Hele hele uluslararası toplumun aidiyeti tartışmalı olarak gördüğü, bizim ise bir Türkmen kenti olduğunu çok iyi bildiğimiz Kerkük üzerinden ülkemizin tehdit edilmesine asla tahammül edemeyiz; bunun hesabını da mutlaka sorarız. Kuzey Irak Yönetimi, yaptığı yanlıştan dönme erdemini gösterdiğinde, Türkiye, devleti ve milletiyle bu kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir."

Yumuşama başlamış gibi gözüküyor. Anlaşılan referendum yok hükmünde olmayacak. Zaten Kuzey Irak yönetimi de “bağımsızlık istemeyeceğiz” dedi. Bir önceki yazıda belirttiğimiz gibi asıl amaç bir “Kürdistan Bölgesi” isminin legalize edilmesi, kullanılmaya başlanması için bir adım gibi gözüküyor, demiştik. Bu yumuşama eğilimi taktiksel mi yoksa Kuzey Irak yönetimine ılımlı bakan halkımıza karşı bir yumuşama mı bilinmez ama esas olan mevcut durumda Türkiye’nin operasyon vb. bir faaliyete girmeyeceği gözüküyor. Kuzey Irak yönetiminin de Türkiye’nin hassasiyet gösterdiği Türkmenler için “ERDEMLİ adımlar “ atacaktır. Böylece Türkiye’nin referandum ve sonrasına karşı kesin duruşunu kolayca yumuşatmış olacak.

2002 yılında, Irak’a ambargo uygulanırken, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, "Amerika Irak'a değil dost ve müttefik gördüğü Türkiye'ye ambargo uyguluyor" demişti. "Körfez savaşı nedeniyle Türkiye, Irak ile olan ticaretinden 50-60 milyar dolar zarara uğramıştır. Siyasal sorunlar yanında özellikle Doğu ve Güneydoğu ekonomisi çöküntüye uğramış, gelir dağılımı bozukluğu her geçen yıl daha da artmıştır. Dış ticaret açığındaki diğer olumsuz etkiler de göz önüne alındığında Amerika Irak'a değil, Türkiye'ye ambargo uygulamıştır.

Oysa Ürdün, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 50. Maddesi gereğince Güvenlik Konseyi ile görüşmelerde bulunmayı talep etmiş ve bu yolla çok büyük hacimde ticaret yapmayı başarmıştır. Bu madde, Güvenlik Konseyi'nin herhangi bir ülkeye karşı yasaklama ve engelleme önlemleri aldığında, bu önlemlerin uygulanmasından doğan özel ekonomik sorunlara karşı karşıya kalan başka her ülkenin, bu sorunların çözümü konusunda Güvenlik Konseyi ile görüşmelerde bulunma hakkına sahip olduğunu öngörmektedir. Ürdün dışında birçok ülke aynı gerekçelerle Güvenlik Konseyi'ne başvurmuşlardır. Türkiye ise bundan faydalanmamıştır.

Bundan sonraki aşamada, Irak merkezi yönetim ile Kuzey Yönetimi arasında askeri olmasa da siyasi anlamda uzunca bir süre mücadele olacağı gözüküyor. Büyük ihtimalle atılacak sembolik birkaç küçük adımla aralarında bir anlaşma sağlanacak. Önemli olan bizim Türkiye olarak ticaretimizi sekmeye uğratacak faaliyetlerden kaçınmamız. Gümrük kapısının şu sıralar açık tutulması ve bölgenin en büyük tedarikçilerinden olan İran’ın kapıyı kapatmış olması, ihracatımız açısından bir fırsat olarak gözüküyor.

Yazımızı doğru adımlar atmak adına erdem tanımı ile bitirelim. Erdemli olmak nedir ? Erdem , iyi ile doğruyu birbirinden ayırabilen ve “İYİYİ” seçebilen demektir.

2.10.2017 (Hasan ALPDOGAN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Atanmışlar ve Seçilmişler

MTV ve Büyüme Oranlarımız

GAPPLAST FUARI VE KATMA DEĞER

Dünya 5’ten Büyüktür ve 80/20 Kuralı

TEOG Kalksın (!)