5 Mart 2021 Cuma
TURİZMİN EKONOMİK VE KÜLTÜREL BÜYÜK BİR SEKTÖR OLDUĞUNU NİZİPLİLERİN GÖZÜNE SOKSAN YİNE ANLAMAZLAR…

TURİZMİN EKONOMİK VE KÜLTÜREL BÜYÜK BİR SEKTÖR OLDUĞUNU NİZİPLİLERİN GÖZÜNE SOKSAN YİNE ANLAMAZLAR…

     Şair Ahmet Arif: ‘’Hani kurşun sıksan geçmez geceden’’ diyor ya…

     Ben de; “bir insan, bin âlimden ders almış olsa bile bir kulağından girip diğer kulağından çıkıyorsa; ne fayda, kime fayda” diyorum, duyarlıklar ve duyarsızlıklar konusunda…

     Bir insan duyarsızsa; eğitimli ama kendine bile bir faydası yoksa ve rehbersizse ve de -genel ve elzem bilgiler konusunda- almayı biliyor da paylaşmayı bilmiyorsa…

     Bana göre “O” kişi kendi doğasının, çevresinin, bölgesinin ve sosyal yaşam alanın sınırları içine hapsolmuşsa…

     Sosyoekonomik, sosyopolitik, sosyokültürel, hukuksal ve tarihsel olgulardan ve gelişmelerden bihaberse de…

Birçok konularda birçok şeyi biliyor ama bu konuların doğrularını, çözüm yollarını bildiği halde, paylaşmaktan imtina ediyorsa, biliniz ki “O kişi” aslında kendisinin bile ne olduğunu / kim olduğunu bilmiyordur…

     Ve bana göre de O, kendi kendini allame i cihan olduğunu sansa da -özünde- O hiçbir şey değildir, bana göre ve insanlığa göre de kimseye yararı ve faydası olmayan/dokunmayan bir zavallıdır…

     Bir kişi ki, vatandaş /yurttaş olarak ülkesinde, bölgesinde ya da ilinde, ilçesinde -olumsuz manada- olan bitenlere tepki ve tavır koymaktan aciz ise; O, vatandaşlık/yurttaşlık haklarını yerine getirmiyordur… Bu bir suç değil ama iflah olmaz bir aymazlıktır hastalığıdır… Bana ne gerektir ki… Bana necidir!

     Üstelik saplantılı ve şartlanmışsa, sorgulamaktan ve düşünmekten yoksunsa ve de burnunun ucunu görmekten acizse onu ne ekonomi ilgilendirir, ne kültür, ne tarih, ne de turizm sektörü ilgilendirir…

Çevresiyle, doğasıyla, tarihiyle, turizmiyle ilgili ciddi konularda ne kendini, ne çevresini ne de ülke genelini umursamaz; varlar ve yoklar, yararlılar ve zararlılar, O’na bir anlam ifade etmez! Artık onun için “gelecek kuşkusu” diye genel bir kavram yoktur… Varsa yoksa günlük çıkarları vardır; arkası yarın kesilecek olan…

     Örneğin, ne dünkü Zeugma, ne bugünkü Akevler’de gün yüzüne fışkıran tarihi ve kültürel mozaiklerin değeri, İlini binlerce kez zenginleştiren turizm sektöründe…

“Ama her ikisi de Nizip merkezli olmasına rağmen ilçe turizmimiz sayesinde -bir avuçluk da olsa- turizm gelirinden yararlanalım” diyen, bir manga asker sayısı kadar duyarlı Nizipli var mıdır?

Bir zamanlar Nizip ile ilgili konularda duyarlılık hususunda bir tek bir Nizip Çevre ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği (NİÇET) üyeleri ile yakınlık duyanlar vardı ama şimdi O’da yok”

Yerel turizm konusunda giden gitmiş, gitsin; aymazlığımız afyon yutmuş türündendir…

Pekiii… Hâlâ -harabeleşememiş- tarihsel bir özelliğe sahip olan, değirmen ve ezim taşları ve de havuzları korunarak ki şayet yoksa da onarılarak -küçük ölçekli olsalar da- bir Zeytinyağı Mahseresi ve de bir sabun masmanası iki müzeye dönüştürülemez mi?

Dönüştürülür… Ama kim ve hangi resmi kurumlar el atar ki bu işe…

xxx

     Umudunu yitiren insanlar bilirler ki; insan -olumsuzluklar konusunda- bir kez şartlanmaya görsündür…

     İyiyi kötüden, yararlıyı zararlıdan, güzeli çirkinden ayırt edemez olur insan…

     Özellikle turizm konusunda sosyokültürel değerlerine sahip çıkmak ya da umursamazlık konusunda, uykuya yatanlar “aman sende” leri oynarlar; arasıra uyku sersemlikleri geçince…

Bu tür duyarlılıklar konusunda, O duyarsızların, iş işten geçtikten sonra ağlamasına, sızlanmasına kimse acımaz… Ve kültürel olguların zenginlik rehberi olmasına bir anlam bile veremez; kentsel kazanç bitelgelerinden bile bihaber olurlar… Kültürel değerleri yağmalandıktan sonraki ah’lı vah’lı çabalar ise -azdan çoğa- kimseye bir yarar sağlamaz…

30 küsur İlden daha büyük olan Nizip ve Nizip halkı; hâlâ turizmin büyük bir sektör olduğundan bi haber ise bunun adına duyarsızlık değil, baştaki ilçe yöneticilerinin İllerine olan ikramlarındandır; bize değil size yakışır, aymazlığındandır…

Taş yerinde ağırdır” özlü sözü un ufak olunca, yani iş işten geçince ağlayıp dövünmek hiçbir işe yaramaz…

xxx

     Nizip’te Siyasi Parti İlçe Teşkilatları var mı?

     Var…

     Nizip’te Mesleki Toplum Örgütleri var mı?

     Var...

     Azdan çoktan Sivil toplum Örgütleri, dernekler, sendikalar var mı?

Var olmasına o da var…

Tarihsel ve kültürel değerlere sahip çıkma hususunda ne kadar varlar, nereye kadar varlar?

İşte o belirsiz!

xxx

     İşte, Nizip’in sahipsizliğinin, adsızlığının/sansızlığının bariz nedenleri, ikinci pasajda belirttiğim bize özgü tespitlerdir.

     Ve onun için Nizipli kişilerin -kişisel çıkarları hariç- diyorum ki, turizm sektörünü oluşturmak için yerel kültürünü, özgün sanatını, binlerce yıllık tarihini Niziplinin gözüne soksan yine anlamaz; kentsel değerler konusunda…

xxx

     Bu hususta ben, Nizip’in tarihsel, kültürel ve turizm konularında hayatımda ilk kez yanılmak ve mahcup olmak istiyorum…

     Lütfen beni bu zevkten mahrum etmeyin; azdan da az olan duyarlı Nizipliler, diyorum…

5.01.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

AĞA DA, BEY DE, PAŞA DA BENİM…

OKUMA ÖZÜRLÜYÜZ…

NE KALDI Kİ, KİME NE VERELİM!

SORARLAR HESABINI…

YARI ŞAKA, YARI CİDDİ… BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR-3

BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR? -2

OLUROLUR DAHA NE OLURSUN?

BİRLİK DİRLİKTEN GELİR…

NE SOY SOP NE DE HUY DEĞİŞMEZ?