5 Mart 2021 Cuma
YENİ BİR YIL VE ASLA ESKİMEYEN YENİ UMUTLAR…

YENİ BİR YIL VE ASLA ESKİMEYEN YENİ UMUTLAR…

2020 yılını eskitip, acısıyla tatlısıyla yiyip bitirip yeni bir yıla giriyoruz; istesek de, istemesek de 365 günlük eski yılın defterini dürerek…

31 Aralık’ta saat 24’ü gösterdiğinde dünyamız da, üzerindeki ve altındaki canlılar da yıpranıp, eskiyip, ölüp aramızdan çekip gidiyorlar…

365 gün çoktan da çok küçük bir zaman dilimi; galaktik saat zamanlamasına göre; istesekte istemesekte bir yıl daha bitiyor…

O biterken bizler yeni bir yıla başlangıç yapıyoruz; hem de saliselik ve saniyelik bir farkla giriş yapacağız; 2020’den 2021’e “eksili artılı ama acılı mı, acısız mı” diye düşünerek… 365 günlük bir bitişin sonu ile bir yeninin doğuşunu yaşayacağız; umutvar olarak mı, tedirginlikler içinde mi sorunlarına muhatap olarak, önümüzdeki yılı mutlu mu yoksa hüsranlı olarak mı geçireceğiz?

Aslında -Noel Babaya inat- kapısız, penceresiz, bacasız bir giriş yapmak bu, bizimkisi!                                                    

Zaman akışıyla ilgili…

Üstelik kâh mekânsal, kâh mekânsız bir ortamda!

Göstergesi, akrep ile yelkovanın gece 12’nin üstünde birleşmesi; bir an öncesiyle bir an sonrasının kesişmesi… O bir anlık zaman diliminin anlamını -bence- milyarda birimiz; ya anlarız, ya anlamayız; bilim insanı değilsek…

O bir anlık zaman diliminin kabasına değinecek olursak…

Dün, tarih olmuştur; bugün umut, yarın gelecek…

Size komik gelebilir; ama büyük bir zaman diliminin eskimesinin, bitmesinin, geçip-gitmesinin (yani, tarih olmasının) belgesidir bu… Saat, gece onikiyi gösterince anlarız ki, yaşadığımız yer kürede canlı olan ne varsa bir yaş daha yaşlanmış olacaktır.

20, 30 yıl öncesine göre yakın akrabalar, evli kızlar/erkekler, çocuklar, torunlar, yakın akrabalar aile büyüğünün evindedirler; yeni yılı birlikte geçirirler… Tombala çekilişi yaparlar, peçiç oynarlar, tepside/fincanda yüzük oynarlardı… Künefeler pişer, kışlık zahireler cana can katardı.

Elimizde milli piyango biletleri…

Gözlerimiz tv ekranlarında -eskiden kalma bir alışkanlıkla- dansöz hangi tv kanalında, saat 12’den önce mi sonra mı göbek atacak…

Misafiri çok evlerde tombala oynanacak; artık iddiası nesine ise…

Hoş! Artık bunlarda özelliğini yitirdi gibi ya…

Şimdi varsa yoksa sinema perdesi gibi tv’ler, bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar, oyun konsülleri… Gençler yaşlılardan, yaşlılar gençlerden uzak…

İşin ilginci, bu yılbaşında ilk kez -bir dünyayı kırıp geçiren- corona virüslü bir giriş yapacağız… Yasaklarla korunarak, ev kapanmalarında bulunarak ve de kendi hane mensuplarımızla normal bir gece geçiriyormuş gibi; 2020 yılının 31 Aralığının son saniyesinden, 2021 yılının 1 Ocak gecesinin 12’sinde yeni bir yıla gireceğiz… Hem de tedirginlik sarmalında süklüm püklüm olarak; “ha geldi ha gelecek” türünden aşılardan medet umarak! Aşından işinden mağdur olan insanlar sayısı gün be gün bir misli artar…

Hadi hayırlısı…

Bir yıl dediğiniz süre tüm canlılarda da cansızlarda da yıpranma, çürüme, koflaşma, aşınma, paslanma ve maddesel bir değişkenlik ölüşü olarak gösterir kendini…

Bir bakmışsın ki gürül gürül akan dereler keçi yoluna dönüşmüş…

Göller, göletler kurumuş; dağlar-taşlar aşınmış; dev çınar ağaçları dallarını, yapraklarını, kuş yuvalarını taşıyamaz olmuş!

Özellikle filtresiz sanayi bacalarımız yüzünden çevresel hava kirliliği oksijen ihtiyacımızı karşılayamayacak boyutlara yükselmiş; solunum yetersizliğinden ciyergah olanlarımızın sayısı biraz daha yükselmiştir…

Tüm bunlar zamanla ilgili mekânsal ve nesnel değişim ve dönüşümlerdir.

Bir doğuşun, bir gelişmenin, bir akışın, bir bitişin göstergesidir…

Gün içinde olan, haftalık, aylık ya da yıllık zaman dilimlerine yayılmış bulunan zamansal akışın değiştirilemez kuralları içinde, hatta bir saliselik zaman dilimiyle bile ölçülebilen değişimler, dönüşümler çarkındadır evrensel ve sosyal yaşamımız…

Güç yetirebilenler sağlıklı yaşayacaklar, güç yetiremeyenler de soluk yüzlü olacaklar…

Zamansal çarkın dişlilerinden değişmeden, yıpranmadan ve an be an yaşlanmadan kurtulmak -şu günün dünyasında-canlılar bazında mümkün değildir; durağanlık ve yaşam…

Ve tüm bunlar olurken “zaman ve mekân mahkûmu olan insanı besleyen tek ve başlıca şey umuttur, beklentilerdir…

Kimimiz, iş bulma umudunu yeni yıla taşırız; kimimiz, üniversite için iyi bir puan tutturmayı…

Kimileri; “O kapı senin, bu kapı benim… Şu resmi kurum benim, şu resmi kurum senin” deyip, kendi kendine umut aşılayıp, umutvar olup ayakkabısının tabanı delininceye kadar gezip, iş aramaktan baygınlık geçirir…

Kimisi de bir an önce sigortalılığını doldurup “emekli olsam da kurtulsam” beklentisinde el avuç ovalar…

Kimimiz, -sermayesi miktarınca- yeni bir iş kurma umudundayızdır yeni yılda; kimimiz ise işini geliştirme derdindedir…

Kimimiz evlilik tasarlarız…

Kimi genç aileler ise bu yeni yılda bir çocuk yapmayı isterler; “çocuksuz aile, ev olmuyor, evden sayılmıyor; ev eve benzemiyor” diye…

Yaşı geçmekte olan ya da öğretimde mezuniyet dönemi biter bitmez bir an evvel gidip vatan borcunu ödemeyi ister… Kimileri de yaşı geçmesiz askerliğimizi tecil etmeyi düşünürüz!

“Bazılarımız” hariç; ama zengininden fakirine çoktan da çoğumuz büyük ikramiyenin peşindedir, milli piyangoda… Kimi müptelalar ise haftada en az 4 kez (değişik adlarla) çekilen şans (tahmin) oyunlarına helal ekmeklerini kaptırırlar…

Hüsran ile umut kâh haftalıktır, kâh aylık, kâh yıllık…

Ama umut -hâlâ- yoksulun en muteber ekmeğidir…

Umutsuz yaşayamayacağını bilir insan…

Gözler Kafdağı’nın arkasındadır hep; aşılması gereken beklenti tepelerinde

Birçok kişi 2020’de yapmak ve elde etmek istediklerini gerçekleştirememiştir! Corona virüs vurgunu aileler 2021 yılına ne ulusal ne dini bayramlara bile girememişlerdi; yeni yıla nasıl girsinler ki?

Çoktan da çok insanlarımızın tasarladıkları, düşlediklerine de amaçlarına da, hedefine de ulaşamamışlardır…

Oysa siyasi iktidardakiler de muhalefettekiler de; vaatler ve oy bazında yeni yıla umut bağlamışlardı, ama!

Bundandır ki kimi kişiler ya da ülkeler için bazı günler (haftalar, aylar hatta yıllar) uğursuz, şanssız, bereketsiz, yıkımlı diye anılırlar…      

“Olsun!” dersin; olmasa da umudunu karartmasız olmasını beklersin, tahammül gücün kadar…

2021 yılı yeni bir başlangıç, yeni bir umuttur, beklenti içinde olan insanlar ve insanlık için…

Unutmayınız ki güneşli ya da güneşsiz başlayan her gün yeni bir başlangıçtır; yeni kararların alındığı, yeni uygulama zeminlerinin oluştuğu, imkân ve olanakların hizmet için sofralandığı zamansal mekânlardır…

Yeter ki insan, gününün kıymetini bilsin; bilinçli ve mantıklı bir şekilde dolu dolu ve hak ederek yaşasın…

30.12.2020 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

AĞA DA, BEY DE, PAŞA DA BENİM…

OKUMA ÖZÜRLÜYÜZ…

NE KALDI Kİ, KİME NE VERELİM!

SORARLAR HESABINI…

YARI ŞAKA, YARI CİDDİ… BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR-3

BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR? -2

OLUROLUR DAHA NE OLURSUN?

BİRLİK DİRLİKTEN GELİR…

NE SOY SOP NE DE HUY DEĞİŞMEZ?