Arşiv      |      Reklam      |      Künye      |      İletişim      |      Sık Kullanılanlara Ekle     
 
 
 
 
• Bahçeli demek, sandık demek          |       • GKV’de öğretmenlere tatil yok          |       • GTB iftarda 3 bin kişiyi ağırladı          |       • Feci kaza: 9 yaralı         |       • Yaz okullarına kayıtlar sürüyor         |       • Suriyelilere sosyal uyum rehberi         |       • Sanayi bilimle bütünleşmeli         |       • GKV’nin Erikçe kampı sona erdi         |       • Gayrimenkulde büyük gala          |       • Proje yarışmayla elde edilecek          |                 
 
 
      Anasayfa      |      Güncel      |      Siyaset      |      Ekonomi      |      Spor      |      Yaşam      |
Üye Ol    Parola Hatırlat
 
   
 
Dijital Gazete
       
Maillist
   
Hava Durumu
Nöbetçi Eczaneler
Vefat Edenler
 
Çok Okunanlar
Bahçeli demek, sandık demek (3154)
GKV’de öğretmenlere tatil yok (2977)
GTB iftarda 3 bin kişiyi ağırladı (2864)
Feci kaza: 9 yaralı (2856)
Yaz okullarına kayıtlar sürüyor (2811)
Suriyelilere sosyal uyum rehberi (2794)
Sanayi bilimle bütünleşmeli (2785)
GKV’nin Erikçe kampı sona erdi (2753)
Gayrimenkulde büyük gala (2720)
Proje yarışmayla elde edilecek (2691)


altın
Röportaj
• DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI SÜLEYMAN SOYLU, GÜNCEL OBJEKTİF’İNDE…

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu Gazeteci M. Erhan Durukan’ın sorunlarını içtenlikle yanıtladı.

“Türkiye, 2002 yılından beri 283 katrilyon faiz yükü sırtına bindirilmiş bir ülkedir”

Durukan: Son siyasi gelişmeler ışığında Demokrat Parti’nin duruşu ne olacak?

Soylu: Demokrat Parti (DP), misyonu itibariyle demokrasi çizgisinden ödün vermeyen, Türkiye’nin zenginleşmesini, kalkınmasını, bu ülkenin topraklarının ve bu ülkenin varlıklarının iyi yönetilmesini ve bu ülkenin zengin, üreten ve kendi coğrafyasında yani Orta Asya’da, Kafkasya’da, Akdeniz havzasında, Karadeniz havzasında, Avrupa’da, Balkanlar’da ve Ortadoğu’da;  bütün bu coğrafya içerisinde lider bir Türkiye isteyen bir partidir. Türkiye’yi yöneten bir ülke konumuna getirecek, lider bir ülke konumuna getirecek bireysel huzuru, bireysel refahı, bireysel mutluluğu, toplumsal barışı ve ülkenin insanlarının dayanışmasını arzulayan, özgür bir Türkiye’yi isteyen, sonuna kadar demokrat bir Türkiye’yi isteyen; böyle bir Türkiye’yi isteyen ve zengin bir Türkiye’yi isteyen bir anlayışın sahibidir Demokrat Parti… Demokrat Parti, üreten Türkiye’nin yanındadır, Demokrat Parti kalkınan Türkiye’nin yanındadır. Böyle bir anlayış içerisinde çok uzun zamandır çok partili siyasi hayatın başladığı ilk günden itibaren Türk siyasetinde milletin tarafında olan, halkın tarafında olan ve milletle bütünleşen bir siyaset anlayışının sahibidir. Onun için halkın iradesinin, aslında halkın hâkimiyetine doğru yönetilmesi lâzım geldiğinin altını kalın çizgilerle çizer Demokrat Parti.

BEYAZ YÜRÜYÜŞ

Demokrat Parti bizim Genel Başkan olduğumuz ilk günden beri yani dokuz aydır bu büyük misyonun büyük yükümlülüğünü taşıdığımız ilk günden beri ‘BEYAZ YÜRÜYÜŞ’ adı altında Türkiye’nin yarınlarına yönelik bir program başlatmıştır.

Beyaz Yürüyüş, ahlâklı demokrasidir. Beyaz Yürüyüş ahlâklı devlettir. Beyaz Yürüyüş, âhlaklı ekonomidir. Ve Beyaz Yürüyüş, ötekisi olmayan Türkiye’dir. Yani ayrışmayan Türkiye, ayrıştırmayan Türkiye… Bu ülkede yaşayan bütün insanlar, bütün korkularıyla beraber kardeş olduğu, birlik içerisinde olduğu, beraberlik içerisinde olduğu, tek yumruk halinde bu ülkenin zenginliğini ve bu ülkenin yarınlarına güvenle bakmasını sağlayan bütün unsurları da götürebilecek büyük projenin attığı Demokrat Partisi… Duruşu da; Milletin yanındadır, milletin geleceği ile ilgili talepleriyle ve milletin geleceğiyle ilgili ortaya konulacak talep ve önerileri de projeye koymak.

Durukan: Demokrat Parti’nin yerel seçimlerdeki hedefi nedir?

Soylu: Şimdi meseleye şöyle bakmak lâzım: Ben 9 aydır Demokrat Parti Genel Başkanlığı’nı yapıyorum. ‘Demokrat Parti’nin durumu ne olacak? Demokrat Parti nasıl bir yasal süreç izleyecek? Bu seyrinde, yol haritasında nasıl bir duruşla karşılaşacak? diye herkesin merakı vardı. Ve 9 aydır bir taraftan adı ‘Beyaz Yürüyüş’ olan bir yürüyüşle 55’in üzerinde vilayet, karasal yoldan aldığımız büyük bir mesafe, 200’ün üzerinde ilçe ve beldeyle birlikte, bir taraftan sivil toplum örgütleriyle, bir taraftan halkla birebir, bir taraftan çiftçiyle, bir taraftan iş adamıyla, bir taraftan sanayi odalarıyla, esnaf odalarıyla, ticaret odalarıyla, ziraat odalarıyla her gün insanların sorunlarını dinledim. Tabii Türkiye’nin problemlerini yerinde teşhis etmek, onlara çözüm üretmek, bu insanların bugün karşı karşıya kaldığı ziyaretimde bir ümittir. Aslında bu ülkenin özgüveninden kaynaklanan zenginliğiyle beraber, yarına ümitle bakmalarını sağlayabilmek için Demokrat Parti yeniden kıratla milleti buluşturmanın büyük mücadelesini ortaya koyuyor.

Şimdi bugün de Gaziantep’te milleti kongrede buluşturduk. Ve her geldiğimde Gaziantep’te partimizin daha yüksek moralle derlenip toparlandığını görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Yani 20’nin üzerinde il kongresi gerçekleştirdik Bunun yanı sıra Ekim’in 15’i itibariyle kongrelerimizin tamamına yakınını tamamlamış olacağız ve bitirmiş olacağız. Bir taraftan bunu gerçekleştirdik.

BEYAZ SÖZLEŞME

Bir taraftan partinin lehine bir program yazıyoruz; adı ‘BEYAZ SÖZLEŞME’ olan. Yani Türkiye’de ülkemizin karşı karşıya kaldığı bir eğitim sistemi var. Yazboz tahtasına dönmüş bir eğitim sistemi. Her iki yılda bir imtihanların konulduğu, yine imtihanların iptal edildiği ve sebebinin ne olduğu tam belli olmayan, dünyanın çağdaş eğitim seviyesine ulaşmakta zorlanan bir eğitim sistemi.

Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı var. Bakın bugün Türkiye’nin yılda iki tane Atatürk Barajı enerji yatırımına ihtiyacı var. Ve Türkiye artık enerji yatırımı yapmamakta ve enerjisini çeşitlendirememektedir. Türkiye’nin enerjisinin yüzde 63’ü; doğalgazın yüzde 63’ü Rusya’dan, yüzde 17’si İran’dan gelmektedir. Türkiye, enerji konusunda yarınlarına yönelik sağlıklı adımlarla yol almak zorundadır.

Türkiye bugün bir sağlık hadisesiyle karşı karşıyadır. Ankara’daki, ülkenin başkentindeki hastanelerde alışık olmadığımız vakalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bizim partimizin en önemli projesi olan; tek çatı altındaki sosyal güvenlik kurumlarını bir araya getirmek ve herkesin istediği hastaneden yararlanabilmesini sağlayabilmek projesini, yüzüne gözüne bulaştırmıştır bu hükümet.

TÜRK TARIMI DİZ ÇÖKTÜRÜLMÜŞTÜR

Türk tarımı dünyanın gözbebeği bir tarımdı. Bu iktidar gelene kadar ihracatı ithalatından fazlaydı. Yani Türk tarım ürünlerini daha fazla ihraç ediyorduk, daha az ithalat yapıyorduk. Oysa üretimin bu girdi maliyetleriyle neredeyse imkânsız hale geldiği bir Türkiye’de gördüğümüz kadarıyla Türk tarımı diz çöktürülmüştür. Bir taraftan maliyetler; yani gübrenin yüzde seksene varan maliyeti… Elbette ki bir taraftan gübre, bir taraftan da diğer masraflar artmış. Geçen yıl Türk tarımı son 40 yılın en büyük küçülmesiyle karşı karşıya kaldı. Yüzde 7,3. Şimdi ekonomi öyle bir kırılgan durumdaki 2008'in ikinci çeyreğinde tarım yüzde 3,5 daha küçüldü. Buna karşın Türkiye ekonomisi, ancak yüzde 1,9 büyüyebildi. Bu zamlar altında çiftçi bununla nasıl baş edecek.

Türkiye’de koskoca bir GAP projesi var. 6 yıldan beri tek bir çivinin çakılmadığı bir GAP projesi var. Ve 6 yıldan beri kendi başına bırakılmış bir GAP projesi var. O GAP projesi ki, bir taraftan Harran Ovası’nı sulayacak, bir taraftan Gaziantep’ten Adıyaman’a kadar, Şanlıurfa’dan Kilis’e kadar ve bölgedeki bütün vilayetlerin ekonomik kalkınmasını, sosyal kalkınmasını ve orda yaşayan insanların refahını, huzurunu, mutluluğunu sağlayacak bir GAP projesi… Bu hükümet, yıllardan beri el atmadığı bir projeyi, Nisan ayından beri canlandırmaya çalışıyorlar. Oda neyle, onu da söyleyeyim: 20 milyar dolarlık, yani 25-26 katrilyonluk bir yatırım bütçesini ortaya koyuyorlar. Türkiye’nin yıllık 2008 bütçesinin toplam yatırım bedeli 13 katrilyon… Ve sayın Başbakan orada milletin gözüne baka baka diyor ki, ‘Biz, 2008 ilâ 2012 arasında toplam 3.8 milyon kişiye iş bulacağız’… Sayın Başbakan ya hesap bilmiyor veyahut da insanların işsizliğin girdabından çıkmak üzere bekledikleri son umudu bir şekilde istismar etmeye çalışıyor. Bakınız, Güneydoğu’da ve Doğu’da bir iş alanının açılabilmesi için, istihdamının sağlanabilmesi için toplam 210-220 milyon dolar yatırıma ihtiyaç var. Bu 3.8 milyon kişide 770 katrilyon yapar. Bu çok büyük bir rakam. Yani 600 milyar doların üzerinde bir rakam… Türkiye bütçesini neredeyse 2,5 kat aşan bir rakam!...

Elbetteki GAP yapılmalıdır. GAP’ın sosyal ayağı, GAP’ın ekonomik ayağı, GAP’ın tarımı geliştirmesi ayağı, GAP’ın ulaştırma ayağı, enerji ayağı yani sosyalizasyon ayağı ile birlikte tamamı sağlanmalı ve gerçekleştirilmelidir. Ancak şunu açık yüreklilikle belirtmek lâzım ki, bu konuda hükümet bir şey gerçekleştirmedi. Ha biz de yapılmasın istiyoruz. Çünkü GAP’a çakılacak bir çivi, Türkiye’nin daha iyi üretmesini sağlayacak, oradaki topraklardan daha iyi verim elde edilmesini sağlayacak.

Ancak benim anladığım kadarıyla,  hükümetin son 2,5 yıldır vizyonu bitmiştir. Ve Türkiye’nin önüne koyabileceği bir şey kalmamıştır. Ve Türkiye’nin önüne eski projeleri, yapılması gerekenleri, bugüne kadar bitmiş projeleri pişirip pişirip getirmeye başlamıştır. Ve GAP bu hükümet sayesinde siyasileştirilmiştir.

İNSANLAR İŞSİZLİK GİRDABI İÇERİSİNDE

Şimdi sayın Başbakan Türkiye’nin meseleleriyle ilgili çok ciddi bir takım önerilerde bulunduğunuz altını çizmektedir. İşte ‘GAP’ı gerçekleştireceğiz, Konya Ovası Sulama Projesi’ni gerçekleştireceğiz. Onun yanı sıra diğer projeleri de gerçekleştireceğiz’ diye anlatmaya çalışmaktadır. Ama bugün biz Gaziantep’teyiz. Bakın, Başbakan Alis Harikalar Diyarında gibi Türkiye’nin bugünkü halini güllük gülistanlık bir tabloya benzetmektedir. Gaziantep böyle söylememektedir. Dün Mardin’deydim, Mardin öyle söylememektedir, Mardin’in sokakları… Ondan önceki gün Şanlıurfa öyle söylememektedir. Ve ondan önceki gün bir Malatya öyle söylememektedir. Malatya’da Organize Sanayi Bölgesi’nde insanlar fabrikalarını kapatıyorlar ve başka ülkelere fabrikalarını taşıyorlar. İstihdam kapasitesi neredeyse yarı yarıya düşmüş ve insanlar işsizlik girdabı içerisinde. Mardin sokaklarında esnafa ‘Hayrola, işiniz, gücünüz nasıl gidiyor?’ diye sorduğumuzda, sabahtan akşama kadar siftah yapmadıklarını, belki de son 10 yılın, 15 yılın, 20 yılın en kötü dönemini geçirdiklerini söylüyor ve bunun yanı sıra çiftçiyle konuştuğumuzda ‘Eskiden çiftçilerin bir itibarı vardı, bugün kredi alamıyoruz. Bugün ancak bir memurun kefaletiyle kredi alma şansına sahip olabiliyoruz’ diyor. Böyle bir anlayıştaki Türkiye’den iyi diye bahsedilebilinir mi?...

CARİ AÇIK

Türkiye’nin en büyük problemlerinden bir tanesi cari açık… Türkiye’nin cari açığı 1,5 milyar dolardan 47.1 milyar dolara çıkmıştır. Ve bu ülkenin Gazianteplilerin hemşehrisi olan ve buranın milletvekili olan Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı demektedir ki: ‘Cari açık, bizim büyümemizin maliyetidir.’ Yani yepyeni bir ekonomik tabir ortaya getiriyorlar veya yenir bir ekonomik açılım ortaya koyuyorlar ki, yüzde 11 büyümüştür. Cari fazlası vardır. Yüzde 10… Endonezya yüzde 10’ların üzerinde büyümüştür, cari fazlası vardır; yüzde 14… Asya Ülkeleri ortalama yüzde 9 büyümüştür, cari fazlası vardır; yüzde6… Gelişmekte olan Singapur’un yüzde 24 cari fazlası vardır. Yani gelişmekte olan ülkelerin önemli bir bölümü, hem büyümüş hem de cari fazlası vermişlerdir. Oysa Türkiye üretmediği için cari açığını nasıl kapatırsınız, nasıl finanse edersiniz? Ya ihracat yapacaksınız, kazanç elde edeceksiniz. İthalatınızdan çok fazla ihracatınız olacak, ya Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelecek, sermaye geldiği zaman Türkiye istikrarlı bir ülke olacak, Türkiye ekonomik açıdan büyüyerek belirli bir ülke olacak, bu sağlanacak. Veyahut da Türkiye sıcak parayla beraber dünyanın en yüksek faizini ödeyerek cari açığın finansmanını sağlayacaktır. Türkiye bunlardan üçüncü yolu tercih ediyor. Türkiye’nin ithalatı, ihracatından çok fazla. Üstelik Türkiye bir ‘İthalat Cenneti Ülkesi’ haline gelmiş. Ve İthalat Cenneti Ülkesi haline geldiği için de bu, hükümetin hoşuna gidiyor. Tabii, düşük kur, yüksek faizle birlikte Türkiye’de fiyat istikrarını, enflâsyonu sağlamaya çalışıyor. Ne olacakmış ki, üretici bu maliyetlerin altında ezilsin, ne olacakmış ki, bu yüksek girdilerin içerisinde üretmekte zorlansın. Biz ne yapalım: Dışarıdan düşük kurla beraber o mamulleri Türkiye’ye getirelim, fiyatı belli bir seviyede tutabilme şansına sahip olalım ve getirdiğimizde ithalattan, kaynağından vergiyi de alalım.
İthalat vergisiyle bütçemizi dengeleyelim. İnsanlar vergi vermek zorunda bırakılmaktadırlar. Adaletsiz bir vergi yaklaşımı, adaletsiz bir ithalat yaklaşımı, adaletsiz bir kür düzeni ve adaletsiz bir sıcak para. Türkiye tam tamına, 2002 yılından beri 283 katrilyon faiz yükü sırtına bindirilmiş bir ülkedir.

Türkiye’nin borcu 275 milyar dolar daha artmıştır; bu, Türkiye için bir felakettir…

Türkiye’nin borcu 220 milyar dolardan 495 milyar dolar üzerine çıkmıştır.

1923’ten 2002 yılına kadar Türkiye’nin toplam borcu 220 milyar dolar. Yani iç borç ve dış borç toplamı 220 milyar dolar. Bakınız özel sektörün borcu var, bir de kamunun borcu var. Şimdi özel sektörün sadece borcu 172 milyar dolar. Allah korusun kurda yüzde 30’luk bir yükselme söz konusu olursa, sadece özel sektörün karşı karşıya kalacağı maliyet 50 milyar dolardır. Bu yıl özel sektör 40 milyar dolar ödeyecektir; kısa vadeli borcu 40 milyar dolardır. Uzun vadeli borcu 130 milyar dolar civarındadır. Yani Türkiye’de hiçbir özel sektörün veya toplamının 50 milyar dolarlık bir tülyansı kaldırabilme şansı yoktur. Onun için Türkiye çok ciddi bir kırılganlıkla ve ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıyadır; bunu hepimiz yaşıyoruz. Böyle olmasına rağmen ve Türkiye yatırımlarını katlamamasına rağmen, Türkiye’de istihdam kapasitesi artmamasına rağmen, Türkiye’nin büyümesi sadece sermaye üzerinden bir büyüme olarak gerçekleşmesine rağmen Türkiye’nin borcu 275 milyar dolar daha artmıştır; bu, Türkiye için bir felakettir. İyi yönetilmediği için bir felakettir…

BEN ÜLKEME GÜVENİYORUM

Bakın ben ülkemin topraklarına güveniyorum. Ben ülkemin varlıklarına güveniyorum. Bir tarafta pirinç üreten bir ülke, bir taraftan buğday üreten bir ülke, bir taraftan Avustuya’da eğer yoksa İncir, ‘Aydın inciri henüz gelmemiştir’ diye yazan bir ülke. Bir taraftan narenciye üreten bir ülke, bir taraftan kromu, bakırı madenleri olan bir ülke, bir taraftan fabrikaları olan bir ülke, bir taraftan yüzde 62’si 35 yaşın altında genç bir nüfusu olan bir ülke… Aslında bu Türkiye’ye güvenin ve bu Türkiye’nin varlıklarına ve zenginliklerine Türkiye’yi geleceğe taşımanın heyecanı içerisindeyiz. Ama bugün, 6 yıldan beri Türkiye’de tek başına iktidarı kullanamayan bir hükümet etme anlayışıyla karşı karşıyayız.

 

 

 

 

 



 06 Ekim 2008 Okunma Sayısı: 6869
Arkadaşına Gönder Yazdır  
Sayfayı arkadaşınıza gönderebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi
  Diğer Röportajlar
 • ORTAK AKILA EKONOMİK MODEL    [13 Şubat 2015]
 • Atmalılardan, Türkiye’ye örnek birliktelik!    [03 Ocak 2015]
 • İPEK YOLU’NUN BİLİM KENTİ: HKÜ    [04 Temmuz 2014]
 • “ÇİN İLE ARAMIZDA 40 YIL VAR”    [21 Mayıs 2012]
 • ''Bazen 'Yeter artık' dediğim oluyor''...    [02 Nisan 2011]
 • "Bir gün geri döneceğim!"    [01 Mart 2011]
 • GEZGİN GAZETECİ COŞKUN ARAL ANLATIYOR    [25 Haziran 2010]
 • “Geleceğimiz temiz bir çevrede yatıyor”    [24 Mayıs 2010]
 • Ekmeğimizi taştan çıkartıyoruz    [12 Nisan 2010]
 • 200 yıllık konaklarda 5 yıldızlı konaklama    [08 Ocak 2010]
 • 112'yi nasıl arayacaksınız?    [14 Nisan 2009]
 • Kocaman: “Ankara beni değil, ben kendimi uygun gördüm…”    [14 Mart 2009]
 • GAZİANTEP VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRÜ İSA GÜVEN’DEN ŞOK AÇIKLAMALAR    [16 Şubat 2009]
 • Her şeyin başı sağlık    [04 Aralık 2008]
 • Tüm Gaziantepliler bu müzeyi görmeli    [25 Kasım 2008]
 • 2009’a girerken Gaziantep    [15 Kasım 2008]
 • ÖMER ÇELİK: GTB Gaziantep’in hizmetinde    [07 Kasım 2008]
 • Hükümet icraatlarıyla değil, yoksula yaptığı yardımla övünüyor    [23 Eylül 2008]
 • Antep'e vefa borcumu Şirehan'la ödüyorum    [26 Nisan 2008]
 • “Soykırım Anıtı yapılmalı”    [11 Ocak 2008]
Video
   
YAZARLARIMIZ
 
Yakup Çiçek
AHMET HAKANI YALNIZ BIRAKTIK
Veysel KARAYILAN
UMUDUM VAR DÜZELECEK
Murat GÜREŞ
BIÇAK GİBİ
Ali Doğan
ARA BİZE YARAMADI
Halil Yılmaz
ŞEYTAN BUNLARI GÖRÜNCE SELAMA DURUR
Enver BAL
GAZİANTEPSPOR KÜMEDE KALDI
Ahmet BAKIR
ÇEVREM
Celal TOPKAN
ERDOĞAN'I ŞAŞIRTAN 'EVET' VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Mehdi ANLAROĞLU
KİLİS’TE NELER OLUYOR?
İzzettin Turnalar
ETME…
Merve DURMAM
Elhamdülillah Müslümanız
Burcu KARAKAŞ
Özgür Basın" Ne Demek?
Hasan Işık ÖZYILAN
SİZİN ÇAKRANIZ NEDİR?
S.Taşkın ELMA
BÜYÜKŞEHİRDEN TEK YÖN UYGULAMASI…
Hasan Fuat GÖÇER
HEGEMONYA KIRILMALI
Şevki KILIÇ
CUMHURİYET
 
Site İçi Arama
 
Haberlerde Yazılarda
 
Güncel Anket Arşiv »
 
Gaziantepspor bu sezon başarılı mı?
     
 
RÖPORTAJ
 
 
Linkler Hepsi »
 
Gaziantep Valiliği
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi
Gaziantep Ticaret Odası
Şehitkamil Belediyesi
Şahinbey Belediyesi
gazeteoku
 
 
 
       Anasayfa        |       Arşiv        |       Reklam        |        Künye        |        İletişim        
© 2007 Gaziantep Güncel Gazetesi
site ekle
kaliteli çiçekçiler için doğru seçim
• gaziantep çiçekçi, • gaziantep çiçek,
• gaziantep çiçek siparişi
• online çiçekçi, • çiçek gönder, • yapay çiçek