Arşiv      |      Reklam      |      Künye      |      İletişim      |      Sık Kullanılanlara Ekle     
 
 
 
 
• Bahçeli demek, sandık demek          |       • GKV’de öğretmenlere tatil yok          |       • GTB iftarda 3 bin kişiyi ağırladı          |       • Feci kaza: 9 yaralı         |       • Yaz okullarına kayıtlar sürüyor         |       • Suriyelilere sosyal uyum rehberi         |       • Sanayi bilimle bütünleşmeli         |       • GKV’nin Erikçe kampı sona erdi         |       • Gayrimenkulde büyük gala          |       • Proje yarışmayla elde edilecek          |                 
 
 
      Anasayfa      |      Güncel      |      Siyaset      |      Ekonomi      |      Spor      |      Yaşam      |
Üye Ol    Parola Hatırlat
 
   
 
Dijital Gazete
       
Maillist
   
Hava Durumu
Nöbetçi Eczaneler
Vefat Edenler
 
Çok Okunanlar
Bahçeli demek, sandık demek (3195)
GKV’de öğretmenlere tatil yok (3010)
GTB iftarda 3 bin kişiyi ağırladı (2894)
Feci kaza: 9 yaralı (2875)
Yaz okullarına kayıtlar sürüyor (2840)
Suriyelilere sosyal uyum rehberi (2824)
Sanayi bilimle bütünleşmeli (2811)
GKV’nin Erikçe kampı sona erdi (2774)
Gayrimenkulde büyük gala (2749)
Proje yarışmayla elde edilecek (2721)


altın
Röportaj
• ÖMER ÇELİK: GTB Gaziantep’in hizmetinde

Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çelik ile yaptığımız röportaj

Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çelik ile görüşüyoruz:

“Kısaca öz geçmişinizden bahseder misiniz?”

“1955 senesinde Gaziantep’in Amerikan Hastanesi’nde doğdum. Anam doğumdan önce sancıyı çok çekmiş. Normal doğum yapamayınca da Amerikan Hastanesi’nde yeni gelen bir doktor tarafından doğum yaptırılmış ve kayıtlarda bu mevcuttur. Senenin en topalak, en gürbüz çocuğu olarak 6 kilo doğmuşum. Şimdiki bu kilomun gelişi de anamın bana hediyesidir; anam beni çok beslemiş…

1962’de Cumhuriyet İlkokulu’na gittim. Orta ve Lise öğrenimimi de Gaziantep Lisesi’nde tamamladım.

Tabii bu arada tahsilimi devam ettirirken şehrin genel yapısına da baktığımız zaman, biz bu şehirde 1980’li yıllara kadar bu bir örf-adet şekline gelmişti; insanlar çocuklarının küçük yaşta boş gezmesini, bugünkü sokak çocukları gibi olmasını istemezdi. Ben bu arada babamın arkadaşı olan bir ayakkabıcının yanında çalıştım. Eczacı İhsan Güzel’in yanında çalıştım. 1962’de ben o eczanenin önünde emzik, diş macunu ve diş fırçası satardım. İki tane otobüsümüz vardı; burunlu… Burunlu belediye otobüsümüzde bir de biletçi vardı; arkada otururdu. Ben otobüslerin geliş ve gidiş saatlerini takip eder, onları sayardım. Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken ‘Eski Antep’ten ne hatırlıyorsun?’ dediğinde bunları anlattım. Eski Antep’te Gaziler Caddesi aş ile döşeli ve trafiğe iki yönlük açıktı. Antep’in o zamanlarda bile bir güzelliği vardı. Nüfusumuz 62 bin veya 72 bin idi. Elektrik gece 11’den sonra yoktu. Jeneratör çalışırdı; ‘tak, tak, tak…’ sesini duyardık. Bunları hatırladım. Ve bunları anlatırken, şimdiki geldiğimiz ortamda bazen diyoruz ki geçmiş yıllar iyiydi. Hayır; şimdiki yıllar iyi de, geçmiş yılların bazı değerleri vardı; o değerleri kaybettik. O değerler olmayınca şimdi rahatsız oluyoruz. Çünkü eşinizi, dostunuzu, insanları bilmiyorsunuz…

Gaziantep Lisesi’ni 1972-73 öğretim yılında bitirdim. Ortadoğu Üniversitesi’ne gitmek istiyordum. Onun imtihanları ayrıydı. 60 puan almam gerekirken, 58,5 puan aldım.

İngiltere’de 3 ay lisan eğitim gördüm. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Elektrik Bölümü’ne girdim, orayı bitirdim. Becerim ve bilgilerim fen ağırlıklıydı. Edebiyatım çok iyi değildi. Ama şimdi edebiyatı şiiri çok seviyorum. Birkaç yerde söyledim. Çünkü 67 senesinde İlkokullararası Bilgi Yarışması vardı. Ben Cumhuriyet İlkokulu’ndan Gaziantep’i temsilen Türkiye Birinciliği’ne gidecektim. İkinci oldum; orada bir şiir okuyamadım. O da bende bir uhde olarak kalmıştır. Şimdi şiir okuyorum falan dedim mi, adamlar bakıyor…

Tabii çocukluktan beri insan böyle değişik şeyleri merak ediyor. Ama belli bir yaşa geldikten sonra değişiyor bazı şeyler. Özlem duyduğunuz şeylere daha fazla yer ayırmaya çalışıyorsunuz. Onun için şiiri seviyorum. Lisan öğrenmeyi elimden gelirse becermek istiyorum. Bizim için gezip görmek pek fazla bir şey ifade etmiyor. Birçok toplantılara gidiyoruz. Orada gezip gördüğümüz yerde, şehrimizde veya işyerimizde olsun neler yapabiliriz diye buralardan bir şeyler almaya çalışıyoruz. Yani hobimiz değil de, yenilikler nelerse, insanlığa faydalı olacak şeyler nelerse onları takip etmekle uğraşıyoruz.

1974-75’de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde anarşinin en bol olduğu dönemde okuduk. Elektrik bölümünü bitirdim. Eşimle orada tanıştık. Bizim hanım da elektrik mühendisi; aynı dönemde okuduk ve son sınıfta da evlendik. 1978 senesinin 15 Ekim’inde evlendik. Otuz sene oldu evliliğimiz; iki tane oğlumuz var. Büyük oğlumuz yine elektronikçi ama o da ticaretle uğraşıyor. Küçük oğlumuz borsacı. O da İktisat Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirdi.

Tabii ki, yaptığımız işlerden çok bizim en önemli sermayemiz çocuklarımız, çevremiz ve eğitime verdiğimiz önem… Çünkü eğittiğimiz insanlardan fayda almayı devamlı şiar edinmişiz. 1980 yılında Gaziantep’e geldiğimiz zaman mevcut işlerimiz zaten vardı. Türkiye ihracatının 900 milyon dolar olduğu dönemde, 1946’dan beri ihracat yapan bir ailenin çocuğuyum. Babam Mehmet Çelik, borsadaydı. Borsa’nın altında da yazıhanemiz vardı. Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünleri eskiden canlı hayvan ve tarım ürünleriydi. O zamandan, 1962’ye kadar canlı hayvan ihraç ettik. 1962’de bıraktık ve gıda ürünleri ihracatına başladık. İşte Gaziantep’e geldiğimde ailem gibi, biz de o işe devam ettik. Bölgedeki ülkelerin ihtiyacına göre mercimek ve un tesislerimizle ihracat yaptık. En çok sattığımız ürünlerse; mercimek, un, Antepfıstığı, Karadeniz fındığı idi. Ben Borsa’ya girdiğimde de yine aynı işleri yapmaya devam ediyordum.

Şu anda, Omarsan Gıda Sanayi LTD. ve Özteks Tekstil Ltd. olmak üzere fiilen çalışan iki aile şirketimiz bulunmakta.

Borsa’ya girişim 1986’da oldu. İlk dönem, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği yaptım. Ondan sonraki dört senenin bitiminden bu yana da Gaziantep Ticaret Borsası’nın Yönetim Kurulu Başkanı’yım.”

“Gaziantep Ticaret Borsası Başkanlığı göreviniz ve mevcut iki şirketiniz dışında başka ne gibi yerlerde görev yapıyorsunuz?”

Tabii ben Gaziantep’te uzun süre Un Sanayicileri Dernek Başkanlığı’nı yaptım. Özaydın Özmen’den sonra aldığım başkanlığı Erhan Özmen’e bıraktım.

Gaziantepspor’da görev aldım. Şu anda As Başkan’ım. 1986’dan beri aile olarak Gaziantepspor’un içerisindeyiz. Çok az dönemler dışarıda kalarak, 19 seneden beri Gaziantepspor yönetimindeyim.

Odalar Birliği’nde Konsey üyesiyim. Diğer taraftan Vadeli ve Opsiyonel Borsa dediğimiz İzmir’de kurulu VOBAŞ (VOB) Odalar Birliği’nin temsilcisi ve yönetim kurulu üyesiyim. VOB, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın bir benzeridir.

Türkiye Odalar Birliği Emekli Sandığı’nda iki dönem yönetim kurulu üyeliği yaptım. Ben İhracatçılar Birliği’nde de bundan evvelki dönemde çalıştım.  Tabii işlerim bu kadar olunca ve senenin neredeyse 200 günü dışarıda olunca, baktık artık yetişemiyorsun… Bunun üzerine bazı görevleri arkadaşlara devrettik. Tabii, yeni arkadaşlara yer açmak ve onları yetiştirmek de bize bir yerde düşen görevdi. Arkadaşlarımızı hazırladıkça görevlerimizi azaltmak niyetindeyiz yani…

“Ticaret Borsası’nda kaç dönem başkanlık yaptınız?”

“Benim başkanlık görevim fazla oldu. Bizim durumumuz farklı; kanun çıktıktan sonra bir dönem sayılıyor. Şu ana kadar 17 senedir başkanlık yapıyorum. Dört yılda bir olduğuna göre 4 dönemden beri başkanım. İçinde bulunduğumuz dönemin seçim yılı, 2009’un ilk aylarında başlayacak. 1. Dönemimiz bitmiş oluyor. Tabii eğer üye arkadaşlarımız bize teveccüh ederlerse, bir dönem daha başkanlık yapabileceğim.

Bu görevde bulunmak önemlidir. Burada epey emeğimiz var, geçmişimiz var; halkın ihtiyacıyla ilgili önemli şeyler yaptık. İhracatçıların ve buradaki insanların ihtiyacı olan temiz gıda ile ilgili çok büyük bir laboratuar yaptık. Bu laboratuarın bir kısım paralarını Avrupa Birliği’nden aldık; bir kısmını fonlardan, bir kısmını yardımlardan… Şu anda mikrobiyoloji olsun, alfotoksin olsun bu laboratuar bu şehirde önemli bir hizmettir. Güneydoğu’da sadece bizde olan bir mikrobiyoloji laboratuarımız var. Bu laboratuar, Güneydoğu’nun tamamına hitap edebilecek kapasitededir. Çünkü zaman içerisinde insanlar yedikleri gıdaların farklı özelliklerini aramaya başladılar. E, biz organik tarımı bundan evvel yapıyorduk ama faydalı şeyler olduğunu bilmiyorduk. Sonradan verimi arttırmak için ilaçlar kullanmaya başlandı. Şimdi tekrar başa döndük ve laboratuarımızı kurarak, tahlil yapıp, test yapma imkânımız oldu.

“GATEM bölgesindeki bu yeni binanıza ne zaman taşındınız?”

“Buraya taşınmamız 10 seneyi geçti. Biz borsayı şehrin içerisinden aldık, buraya getirdik. Şehrin içerisindeki binamızı da, Gaziantep’in kültür hizmetine faydalı olması için arkasındaki Şirehanı’na park yeri olsun diye yıktırdık. Kamuya ait bir yer olduğu için herhangi bir para almaksızın emlak bedeli üzerinden de tapumuzu Belediye’ye verdik. Hem kendi işlerimiz olsun, hem de şehrimizin işleri olsun ortak akıl içerisinde elimizden gelen hizmetleri yapmaya çalışan bir kurumuz.”

“Kalkınmanın hızlanması için öncelikli olarak beklediğiniz hükümet uygulamalarını özetler misiniz?”

“Bizim için en önceliklisi, GAP projesinin biran evvel hayata geçirilmesidir. GAP’ın hem tarım yönünden, hem de sanayi yönünden önemi vardır. Tarım yönünden ele alındığı zaman, üretimin artması ve sulanabilir alanların sulanması, organik tarıma mayınlı alanların açılması. İkincisi; ürettiklerimizin burada sanayi ayağında işlenmesi. Bunun için de bu bölgede GAP’ın biran evvel tamamlanması lâzım.

Şimdi, Yaradan size bir su vermiş, suyun önüne de gerekli seti çekmişsiniz, ama buradan alacağınız suyu küçük borularla götüremiyorsunuz. Allah’ın ne hikmeti ise akıl sır ermiyor buna!

Tabii bu küresel kriz ve küresel ısınma ile ilgili çeşitli sorunlar var. Ama bizim bölgede öncelikle GAP’ın hayata geçirilmesi gerekmektedir. Yani küresel krizi geçsek bile, GAP bizim önceliğimiz.

“Sektörlere yönelik politikaların daha başarılı sonuçlar doğurması noktasında önerileriniz nelerdir?”

“Şimdi sektör olarak bizim bu bölgede daha ileriye gidebilmemiz için, tarım politikasının yeniden gözden geçirilmesi lâzımdır. Bu bölgelerde daha tür ürünün ekilebileceği göz önüne alınarak, ürün yelpazesinin seçilmesi lâzım. Ürün İhtisas Borsaları’nın geliştirilmesi lâzım. Bliran evvel, Lisanslı Depoculuğa geçilmesi lâzım. Lisanslı Depoculuk ve Ürün İhtisas Borsaları ile tarımın da önü açılır. Böylelikle insanlar ne yiyeceğini ve gelecek senenin fiyatlarını şimdiden kestirerek, kendilerini ona göre yönlendirirler. Bir bakıyorsunuz ki, bir sene işte arpa fazladır, bir sene bakıyorsunuz mısır fazladır. Bir sene bakıyorsunuz buğday eksikliği var, bir sene pamuk eksikliğinden söz ediliyor. Halbuki burada ürün çeşitlemesini seçtiğimiz zaman, bölgesel olarak da bunlara bir öncelik verdiğimiz zaman, bunlar haya geçmiş olur. Ama bunların da hayata geçmesi için de borsaların Ürün İhtisas Borsası’na geçmesi şarttır.

Bu, tarıma yol verecek ama aynı zamanda bu işte ticaret ve sanayicilik yapan insanlara da yön vermiş olacaktır. Diyelim ki, Libya’ya 5 bin ton un satacaksınız. Ama buğdayı nereden alacağınızı bilmiyorsunuz. İşte bugün İhtisas Borsaları gelişirse, Lisanslı Depoculuk gelişirse, hangi yerde size ne kadar buğday lâzım olursa Vadeli ve Opsiyonel İşlem Borsası’na giderekten o aydaki buğdayınızı alırsınız, pamuğunuzu alırsınız ve kendiniz ona göre fiyatlandırırsınız.”

“Biraz da Ürün İhtisas Borsaları ve Lisanslı
Depoculuk’tan bahseder misiniz?”

“Şimdi, Ürün İhtisas Borsaları ve Lisanslı Depoculuk, bizim borsacılığımızın gelişmiş şeklidir. Türkiye’de 121 tane borsa var şu anda. Zaten Ürün İhtisas Borsaları dediğimiz zaman; 5 tane, 7 tane ürünün ihtisas borsası olur. Nasıl bugün İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda hisse senedi satılırken, aracı kurumlarından gidip alıyorsak, bu borsalarda da onun gibi milletin alışveriş ettiği yerler olur. Bu, hem borsacılığın, hem de tarımın geliştirilmesinde çok önemlidir.

Bölgemizde, bizim sektör dediğimiz zaman; fıstıkçılar, pamukçular, buğdaycılar, makarnacılar akla gelir. Sektörel olarak bunların üretim ve ham maddeyi bulma ile ilgili sıkıntıları var. Bunları da işte biz, bu borsalarda halledeceğiz.”

“Ekonomik kriz konusunda görüşleriniz?”

“Şimdi dünyadaki krizin nereden çıktı konusuna bakmak lâzım. Amerika’da bu çıktı ama, Türkiye’de aynı şekilde görülmesi mümkün değil. Çünkü bizim bankacılık sistemimizle, Avrupa’daki, Amerika’daki bankacılık sistemi çok farklı. Bizde genelde bir yerden para toplayıp, bir yerlere para aktarılıyor. Daha ziyade ticari kuruluşlar ağırlıklı. Halbuki Avrupa’da ve Amerika’da bankacılığın çok değişik enstrümanları var. İnsanların oralarda risklerini bile sattıkları yerler var.  Yani ev kredisinden tutturun da, her türlü krediye kadar bankacılıkları farklı. Onların yaşadığı krizi bizim de yaşamamız biraz zor gözüküyor. Fakat biz de bu dünya içerisindeyiz. ‘Onlarda kriz var bizde bu faktörler yok, biz hissetmeyiz’ demek yanlış. Neticede kriz olan o ülkelerden mal alıp, mal satıyoruz. Eee, benim mal aldığım ülkede kriz var, karşımdaki tüccar malını alamazsa, ben nasıl alıp kime ihracat yapacağım. Onun için Türkiye de bundan etkilenir zaman içinde. Fakat Türkiye’nin bir avantajı var. Türkiye krizden önce bunu yaşadı. Aşılandı, bir bağışıklık sistemi var. Zaten ekonomik bir durgunluk vardı. Onun için birden hissedilmedi. Piyasalar çok rahat olmuş olsaydı, biz de bunu hemen hissederdik. Üretimin önü tıkanmıştı. Belki şimdi açılabilir. Üretimin önünün açılması için de devletin gereken tedbirleri alması gerekir. Konuşmakla olmuyor, fiiliyata koymak lâzım. Yani, ‘Bunu yapacağız, edeceğiz’ demekle olmaz. ‘Biz küresel krizde, bankalarımıza şunu yapacağız’ veya ‘sanayiciyi şöyle destekleyeceğiz’ gibi demeçlerin verilmesi insanları rahatlatır.

Önce enerji; elektrik fiyatlarını dengelemesi lâzım.Üreten insanlara yardımcı olması lâzım. Bizim için en büyük tehlike İŞSİZLİK… Eğer siz üretimi durdurursanız, işsizlik artar ve o zaman asıl kriz bizde başlar. Devlet üreten insanlara yardımcı olacak. İnsanlarımıza enerjiyi ve işçilikten aldığı vergileri aşağıya çekerek, insanların çalışmasını sağlayan fabrikaları teşvik etmesi lâzım.

Tabii, bu teşvikler de, bölgenin tarım ve sanayisine göre verilmeli. Şimdi bizim Gaziantep’te meşhur bir lâfımız var; ‘Atın önüne et, aslanın önüne ot atarsanız olmaz’. Yani şimdi siz gidip de Doğu Anadolu’ya elektrik teşviği verirseniz olmaz. Orada tarımla, hayvancılıkla uğraşan insanlara elektrik teşviğinin bir faydası olmaz.

Tarım bölgesi olan yerde sanayi teşviği olmadığı gibi, sanayi bölgesi olan yerlerde de tarım teşviği olmaz. Tarımını halletmeyen hiçbir toplum kalkınmamıştır. Kalkınmış ülkelerde bu böyledir.

Ama bu bölgelerimizde GAP projesinin devreye girmesiyle 4 milyon insana iş bulacaksınız ve bunun dışında artı bir faydası daha var; bölgede sosyal hizmette de size bu yardımcı olacak. Bölgenin içerisindeki huzursuzluğu önleyeceksiniz. Çünkü insanlara aş, iş, ekmek verdiğiniz zaman, bazı şeylerin de faydasını elde etmiş olacaksınız.”



 07 Kasım 2008 Okunma Sayısı: 7890
Arkadaşına Gönder Yazdır  
Sayfayı arkadaşınıza gönderebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi
  Diğer Röportajlar
 • ORTAK AKILA EKONOMİK MODEL    [13 Şubat 2015]
 • Atmalılardan, Türkiye’ye örnek birliktelik!    [03 Ocak 2015]
 • İPEK YOLU’NUN BİLİM KENTİ: HKÜ    [04 Temmuz 2014]
 • “ÇİN İLE ARAMIZDA 40 YIL VAR”    [21 Mayıs 2012]
 • ''Bazen 'Yeter artık' dediğim oluyor''...    [02 Nisan 2011]
 • "Bir gün geri döneceğim!"    [01 Mart 2011]
 • GEZGİN GAZETECİ COŞKUN ARAL ANLATIYOR    [25 Haziran 2010]
 • “Geleceğimiz temiz bir çevrede yatıyor”    [24 Mayıs 2010]
 • Ekmeğimizi taştan çıkartıyoruz    [12 Nisan 2010]
 • 200 yıllık konaklarda 5 yıldızlı konaklama    [08 Ocak 2010]
 • 112'yi nasıl arayacaksınız?    [14 Nisan 2009]
 • Kocaman: “Ankara beni değil, ben kendimi uygun gördüm…”    [14 Mart 2009]
 • GAZİANTEP VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRÜ İSA GÜVEN’DEN ŞOK AÇIKLAMALAR    [16 Şubat 2009]
 • Her şeyin başı sağlık    [04 Aralık 2008]
 • Tüm Gaziantepliler bu müzeyi görmeli    [25 Kasım 2008]
 • 2009’a girerken Gaziantep    [15 Kasım 2008]
 • DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI SÜLEYMAN SOYLU, GÜNCEL OBJEKTİF’İNDE…    [06 Ekim 2008]
 • Hükümet icraatlarıyla değil, yoksula yaptığı yardımla övünüyor    [23 Eylül 2008]
 • Antep'e vefa borcumu Şirehan'la ödüyorum    [26 Nisan 2008]
 • “Soykırım Anıtı yapılmalı”    [11 Ocak 2008]
Video
   
YAZARLARIMIZ
 
Yakup Çiçek
AHMET HAKANI YALNIZ BIRAKTIK
Veysel KARAYILAN
UMUDUM VAR DÜZELECEK
Murat GÜREŞ
BIÇAK GİBİ
Ali Doğan
ARA BİZE YARAMADI
Halil Yılmaz
ŞEYTAN BUNLARI GÖRÜNCE SELAMA DURUR
Enver BAL
GAZİANTEPSPOR KÜMEDE KALDI
Ahmet BAKIR
ÇEVREM
Celal TOPKAN
ERDOĞAN'I ŞAŞIRTAN 'EVET' VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Mehdi ANLAROĞLU
KİLİS’TE NELER OLUYOR?
İzzettin Turnalar
ETME…
Merve DURMAM
Elhamdülillah Müslümanız
Burcu KARAKAŞ
Özgür Basın" Ne Demek?
Hasan Işık ÖZYILAN
SİZİN ÇAKRANIZ NEDİR?
S.Taşkın ELMA
BÜYÜKŞEHİRDEN TEK YÖN UYGULAMASI…
Hasan Fuat GÖÇER
HEGEMONYA KIRILMALI
Şevki KILIÇ
CUMHURİYET
 
Site İçi Arama
 
Haberlerde Yazılarda
 
Güncel Anket Arşiv »
 
Gaziantepspor bu sezon başarılı mı?
     
 
RÖPORTAJ
 
 
Linkler Hepsi »
 
Gaziantep Valiliği
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi
Gaziantep Ticaret Odası
Şehitkamil Belediyesi
Şahinbey Belediyesi
gazeteoku
 
 
 
       Anasayfa        |       Arşiv        |       Reklam        |        Künye        |        İletişim        
© 2007 Gaziantep Güncel Gazetesi
site ekle
kaliteli çiçekçiler için doğru seçim
• gaziantep çiçekçi, • gaziantep çiçek,
• gaziantep çiçek siparişi
• online çiçekçi, • çiçek gönder, • yapay çiçek