GAZİANTEP’TEN ŞUBAT AYINDA 808 MİLYON DOLAR İHRACAT

Gaziantep, şubat ayında gerçekleştirdiği 808 milyon 767 bin dolarlık ihracatla birlikte yılın ilk iki ayında 1 milyar 589 milyon 583 bin dolara ulaştı.

Haber Giriş Tarihi: 03.03.2026 14:42
Haber Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 14:42
guncelgazete.com

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan şubat ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, “Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren 6. ili olarak, şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,21 artış sağlayarak 808 milyon 767 bin dolar ihracata ulaştık. Küresel zorluklara rağmen üretmeye, istihdam oluşturmaya ve hem kentimizin hem de ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya devam eden tüm ihracatçı üyelerimize, iş insanlarımıza ve fedakârca çalışan tüm ekip arkadaşlarına gönülden teşekkür ediyorum. İşiniz, gücünüz rast gitsin.” dedi.

YILDIRIM: İHRACATÇILARIMIZ HİNDİSTAN PAZARININ KAPISINDA BARİYERLERLE BOĞUŞUYOR

Açıklamasında küresel ticarette yaşanan gelişmelerin Türkiye ve Gaziantep iş dünyası açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Yıldırım, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’nın küresel ticaret dengeleri açısından önemli bir gelişme olduğunu özellikle de Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Türkiye, Gümrük Birliği’nden dolayı AB’nin ticaret politikalarından doğrudan etkilenmektedir. Biz, masada olmadığımız bir pazarlık yüzünden hem evimizdeki müşteriyi kaybediyoruz hem de karşı tarafın dükkanına girerken hala kapıda 'vize ve vergi' kuyruğunda bekliyoruz! Hindistan’ın ucuz ve devasa üretimi, Gümrük Birliği kapısından geçip iç pazarımıza vergisiz akarken; bizim tekstilcimiz, otomotivcimiz, kimyacımız kısaca ihracatçılarımız Hindistan pazarının kapısında hala bariyerlerle boğuşuyor.

Bu sadece bir ticaret dengesizliği değildir, bu açıkça bir haksız rekabettir. AB bizim en büyük ihracat pazarımızdır. Eğer üçüncü ülkeler AB ile avantajlı anlaşmalar yaparken Türkiye eş zamanlı olarak bu sürece dâhil olamazsa, mevcut ticari kazanımlarımız zaman içinde zayıflama riskiyle karşı karşıya kalacaktır.”

YILDIRIM: ORTA DOĞU’DAKİ SAVAŞ KÜRESEL TİCARET İÇİN CİDDİ RİSK BARINDIRIYOR

Başkan Yıldırım, Orta Doğu’da ABD, İsrail ve İran arasında başlayan savaşın küresel ticaret ve ihracat üzerindeki olası etkilerine de değinerek “ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş sonrasında bölgemiz maalesef hiç olmadığı kadar risk altında. Bu savaşın siyasi sonuçlarının yanı sıra küresel ekonomide de kuşkusuz çok önemli sonuçları olacaktır. Özellikle dünya enerji ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı, küresel tedarik zincirleri açısından ciddi bir kriz oluşturuyor.” dedi.

Savaşın ne kadar süreceğinin belirsiz olması ve yayılma ihtimalinin uluslararası piyasalarda dalgalanmaları artırdığını vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Böylesi bir ortamda petrol, gaz ve diğer emtia fiyatları artma eğilimi gösterirken nakliye sigorta maliyetleri ve savaş risk primleri de yükseliyor; bu da tüm sektörlerde üretim ve lojistik maliyetlerini yukarı çekiyor. Uzun süreli belirsizlik ve savaşın genişleme ihtimali, küresel tedarik zincirlerinde daha derin bozulmalara neden olur. Gaziantep iş dünyası olarak böylesi bir konjonktürde pazar çeşitliliğini artırmak, maliyet yönetimini güçlendirmek ve katma değerli üretime yönelmek her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Tüm küresel risklere rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize döviz kazandırmaya devam edeceğiz.”

DENİZ TAŞIMACILIĞI HİZMETİ VEREN ŞİRKETLERE ÇAĞRI

Savaş krizini fırsata çevirmeye çalışan firmalara da çağrı yapan Başkan Yıldırım, “Özellikle uluslararası deniz taşımacılığı hizmeti veren şirketlere sesleniyorum: ‘Acil Durum Çatışma Ücreti (ECS)’ gibi başlıklarla hizmet bedellerine zam yapmak, müşterileri zor durumda bırakmak ve panik havası oluşturmak kabul edilemez. Bu yaklaşım; kriz yönetimi değil, fırsatçılıktır. İş dünyasının görevi belirsizlik dönemlerinde güven üretmek, istikrarı korumak ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Unutmayalım; kriz dönemleri karakteri ortaya çıkarır.” İfadelerini kullandı.