
Ulusal basından önemli isimlerin katıldığı panelde, gazetecilik ve sektörün geleceği masaya yatırıldı. Etkinlik, Anadolu Basın Birliği tarafından "Anadolu Basını Buluşması" kapsamında düzenlendi.
Panele Sözcü TV programcısı Özlem Gürses, gazeteciler Zeynel Lüle ve Zeynep Gürcanlı ile gazeteci kökenli Milletvekili Sevda Karaca konuşmacı olarak katıldı.
Türkiye’de yerel basının içine sürüklendiği ekonomik ve siyasal çıkmaz, düzenlenen toplantıda açık ve sert ifadelerle masaya yatırıldı. Gazeteciler, bir dönem akreditasyon uygulamasını savunan ve hayata geçirilmesinde rol oynayan isimlerin, bugün basın özgürlüğü savunucusu gibi konuşmasını “ikiyüzlülük” olarak nitelendirdi.
Toplantıda özellikle Akif Bekir örneği üzerinden, geçmişte gazetecileri dışlayan uygulamaların mimarlarının bugün özgürlük söylemiyle kendilerini aklamaya çalıştığı vurgulandı. Gazeteciler, “Bu söylemler bizim için artık geçersiz” diyerek açık bir tavır ortaya koydu.
“ÖNCE GAZETECİYİ DIŞLADINIZ, ŞİMDİ ÖZGÜRLÜK NUTKU ATIYORSUNUZ”
Akreditasyonun bir güvenlik ya da düzenleme aracı değil, doğrudan bir eleme ve cezalandırma mekanizması olarak kullanıldığı hatırlatıldı. Uygulamanın ilk mağdurlarının hâlâ hayatta olduğu, hâlâ mesleklerini yapamaz durumda olan gazetecilerin bulunduğu ifade edildi.
Konuşmacılar, “Bir dönem bu uygulamayı savunup yerlere göklere sığdıramayanlar, bugün basın özgürlüğünden söz edemez” diyerek, geçmişle yüzleşilmeden yapılan özgürlük çağrılarının samimiyetsiz olduğunu dile getirdi.
YEREL BASIN YA BİAT EDİYOR YA AÇ KALIYOR
Toplantıda yerel basının sistematik bir ekonomik kuşatma altında olduğu vurgulandı. Valilikler, kaymakamlıklar ve belediyelerle “iyi geçinmeyen” medya kuruluşlarının yaşama şansının kalmadığı ifade edilirken, Basın İlan Kurumu’nun resmi ilan dağıtımının bir tür sopa gibi kullanıldığı dile getirildi.
Gazeteciler, “İstediğim gibi yazmazsan ilanını keserim” anlayışının, yerel medyayı habercilikten çıkarıp bülten basım merkezine dönüştürdüğünü söyledi.
GAZETECİLİK DEĞİL, PR FAALİYETİ YAPTIRILIYOR
Yerel basında mülkiyet yapısına yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Gaziantep örneği üzerinden, kasap, dönerci ya da farklı sektörlerden gelen kişilerin medya patronu haline geldiği, bu yapıların da yerel iktidarlarla kurduğu ilişkiler sayesinde hiçbir sorun yaşamadığı belirtildi.
“Gazetecilik yapan değil, ilişkileri iyi olan ayakta kalıyor” diyen konuşmacılar, bu tablonun halkın haber alma hakkını doğrudan gasp ettiğini ifade etti.
200 LİRALIK ZARFLA SATIN ALINAN SESSİZLİK
Toplantıda en sert eleştirilerden biri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde yaşanan bir olaya yönelik oldu. Gaziantep’te bir yerel yöneticinin gazetecilere zarf içinde 200 lira vermesi, “sadece gazeteciler için değil, o kentin halkı için de utanç” olarak nitelendirildi.
Bu uygulamanın, gazeteciliğin nasıl itibarsızlaştırıldığının somut göstergesi olduğu ifade edildi.
“TARAFSIZLIK MASALIYLA GERÇEĞİ GİZLEMEYİN”
Toplantıda sık sık vurgulanan bir diğer başlık ise “tarafsızlık” kavramı oldu. Konuşmacılar, Türkiye’de tarafsızlığın fiilen mümkün olmadığını belirterek, asıl meselenin ekonomik, kurumsal ve fikri bağımsızlık olduğunu dile getirdi.
Yerel basının bugün; siyasetçiler, sanayi ve ticaret odaları, büyük sermaye grupları için PR elemanı, sosyal medya yöneticisi ve kariyer planlamacısı gibi çalışmaya zorlandığı ifade edildi.
GENÇLER HABERİ TELEVİZYONDAN DEĞİL, DİJİTALDEN ALIYOR
Panelde televizyon haberciliğinin hızla etkisini yitirdiği, “reyting rekoru” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı da dile getirildi. Genç kuşağın televizyon izlemediği, haber kaynaklarının YouTube, X ve alternatif dijital platformlara kaydığı vurgulandı.
Bu tabloya rağmen, dijital alanın da algoritmalar ve tekelleşmiş platformlar aracılığıyla yeni bir baskı alanına dönüştüğü ifade edildi.
TELİF MASASI: YENİ BİR ADALETSİZLİK Mİ GELİYOR?
Google, YouTube ve benzeri platformlarla yürütülen telif görüşmelerine de sert eleştiriler yöneltildi. Gazeteciler, “Bu telifler gerçek habercilere mi gidecek, yoksa yandaş yapılara mı dağıtılacak?” sorusunu açıkça sordu.
Bu sürecin şeffaf yürütülmemesi halinde, bağımsız gazeteciliğin tamamen tasfiye edileceği uyarısı yapıldı.
“YEREL MEDYA YOKSA DEMOKRASİ DE YOK”
Toplantının sonunda ortak görüş netti:
Yerel basının susturulduğu, bağımsızlığının yok edildiği bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Avrupa’da en çok satan gazetelerin yerel gazeteler olduğu hatırlatılırken, Türkiye’de yerel medyanın ya biat etmeye ya da yok olmaya zorlandığı ifade edildi.
Gazeteciler, meslektaşlarının öldürüldüğü, tehdit edildiği, işsiz bırakıldığı bir ülkede, bu mücadelenin dayanışmayla büyütülmesi gerektiğini vurgulayarak çağrıda bulundu: “Gazetecilik susarsa, toplum körleşir.”