
Trafik güvenliği hepimizin ortak sorumluluğudur. İnsan hayatını tehlikeye atan davranışlara karşı gerekli yaptırımlar elbette uygulanmalıdır. Ancak hukuk devletinde ceza, intikam aracı değil; kamu düzenini koruyan, suçun tekrarlanmasını önleyen ve bireyin yeniden topluma kazandırılmasını amaçlayan bir mekanizmadır.
Yaptırımlar caydırıcı olmalı, ancak ölçülülük ilkesini aşarak vatandaşın çalışma hakkını, ekonomik geleceğini ve sosyal yaşamını tamamen ortadan kaldıracak sonuçlara dönüşmemelidir.
“EHLİYETİNİ KAYBEDEN BİRÇOK VATANDAŞ GEÇİM KAYNAĞINI DA KAYBEDİYOR”
Uzun süreli sürücü belgesi yaptırımları ve yüksek idari para cezaları, özellikle geçimini araç kullanarak sağlayan binlerce vatandaşı ekonomik darboğaza sürüklüyor. Şoförler, kuryeler, servis taşımacıları ve birçok çalışan için sürücü belgesi yalnızca bir belge değil, aynı zamanda ekmek kapısıdır.
Ekonomik şartların her geçen gün ağırlaştığı bir dönemde, bazı yaptırımlar vatandaş açısından yalnızca hukuki bir sonuç doğurmamakta; işsizliğe, borçlanmaya ve ciddi sosyal sorunlara da neden olabilmektedir. Hukukun amacı insanları umutsuzluğa sürüklemek değil; kamu güvenliğini sağlarken yeniden hayata tutunmalarına da imkân tanımaktır.
“EŞİTLİK VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ADALETİN TEMEL ŞARTIDIR”
Benzer nitelikteki olaylarda vatandaşların farklı sürelerle ehliyetsiz kalması yönündeki uygulamalar, eşitlik ve öngörülebilirlik ilkeleri açısından tartışmalara neden olmaktadır. Hukukun benzer olaylarda aynı şekilde uygulanması, adalet duygusunun ve hukuk güvenliğinin temel şartlarından biridir.
Bu nedenle kamu güvenliğinden taviz vermeden; eğitim, denetim ve objektif kriterlere dayalı bir yeniden değerlendirme mekanizmasının oluşturulması, hem hukuk devleti ilkesini güçlendirecek hem de vatandaşın adalete olan güvenini artıracaktır.
“CEZASINI ÇEKEN VATANDAŞ ÖMÜR BOYU AYNI YAPTIRIMLARLA YAŞAMAMALIDIR”
Açıklamasının sonunda cezanın infazından sonraki sürece de dikkat çeken Meriç, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir kişi mahkûmiyetinin gereğini yerine getirip cezasını çektikten sonra hayatı boyunca aynı yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bugün birçok eski hükümlü, cezasını infaz etmesine rağmen iş bulmakta, üretime katılmakta ve yeniden bir yaşam kurmakta ciddi güçlüklerle karşılaşıyor. Ceza infaz sisteminin temel amacı, bireyi ömür boyu dışlamak değil; yeniden topluma kazandırmaktır. Devletin görevi de cezasını tamamlayan vatandaşın yeniden üretime, istihdama ve toplumsal yaşama katılmasını sağlayacak politikaları hayata geçirmektir. Güçlü devlet, yalnızca cezalandıran değil; adaleti, hakkaniyeti ve sosyal devlet ilkesini birlikte yaşatan devlettir.”
Meriç, trafik güvenliğini zayıflatmadan, ölçülülük ilkesini esas alan, adalet duygusunu güçlendiren ve yeniden topluma kazandırmayı önceleyen yasal düzenlemelerin daha fazla geciktirilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.