26 Eylül 2021 Pazar
ARTIK KALICI SURİYELİ GERÇEĞİ VAR

Veysel KARAYILAN

ARTIK KALICI SURİYELİ GERÇEĞİ VAR

Bayramlaşma ziyareti için sokağa çıktığınızda bir Suriyeli ile karşılaşmama ihtimaliniz hiç yok. Hatta kurban kesimlerinde bile.

Kimi şehirlerde yerel halkın sayısını bile geçen Suriyeli mültecilerin Türkiye’de bulunmadığı tek bir il yok. Her gün gündemde olsalarda ha gitti, ha gidecekler denilen Suriyeliler gitmeyecek. Yurdun her tarafına yayılan 5 milyon küsur Suriyelilerin en az %80 i bu topraklarda yaşamaya devam edecek, Duygusallıktan çıkıp gerçekleri görmek gerekiyor. Reis'te söyledi Suriyeliler gitmeyecek, kalacak, güçlenecekler, meclise, belediye, muhtarlıklara hatta üniversitelere ve bölgemizde olduğu gibi tüm sektörlere girecekler. Her şeye rağmen bu insanlar şu an bizim ülkemizde yaşıyor ve geleceğimiz için bu problemle yüzleşmek zorundayız. Ve Hükümet bu konu ile ilgili çözümleri bir an önce ortaya koymalıdır. Suriyelilerden sonra yeni dalgalarda ülkeyi bekliyor.

BASIN BAYRAMI KUTLANIYORMU

Temennim adı basın bayramı olan günü basın çalışanları inşallah daha iyi şartlarda kutlayacak, kutlamalı. Basının, olayları doğru, yansız ve hızlı bir biçimde yansıtmak, toplumu aydınlatmak, eksiklik ve aksaklıkları sorgulamak, yönetilenle yöneten arasında köprü vazifesi üstlenmek gibi önemli bir görevi vardır. Maalesef şimdi mesleki değerleri önde tutarak gazetecilik yapmanın, yazmanın, çizmenin, soru sormanın bile bedele bağlandığı bir süreçten geçiyoruz. İlkeli gazetecilik yapmamın bedelini zaman, zaman ağır bir şekilde ödeyen meslektaşlarımızın basın bayramını kutluyorum.

Gazeteciler zor şartlarda bile, sorumluluk duygusu içinde toplumun haber alma özgürlüğü adına görevlerini yerine getirerek kamuoyunu aydınlatmaktadır.

Gazeteciler özellikle yerel basın. Her koşulda görevini yapmaya çalışan gazeteciler hastalık riskine rağmen çalışıyorlar. Bu zamanda reklam, tanıtım destekleri de yok.İşsizlik tehlikesiyle karşı karşıya kalan gazetecilerin ve basın kuruluşlarımızın desteklenmesi ve bu zorlu süreci en az zararla atlatabilmesi için gereken her destek de sağlanmalıdır. Demokrasi söz konusu olduğunda, basınında özgür olması gerekmektedir. Özgür düşüncenin önünde büyük bir engel olan ve basın özgürlüğünü kısıtlayarak asıl amacından uzaklaştıran sansürün kaldırılmasının yıl dönümünde gazeteci meslektaşlarımızın daha iyi koşullarda çalışmalarını, daha iyi imkanlara kavuşmalarını canı yürekten diliyorum

BİR BAYRAM DAHA GEÇTİ

Bu bayram daha geçti. Herşeyin geçtiği gibi. Çalışmakla geçiyor ömür dediğin, Anlamaya çalışmakla, katlanmaya çalışmakla, Acılarımız geçiyor, hastalıklarımız geçiyor, mutluluklar kimi zaman elimizden akıp gidiyor. Ana geçiyor, baba geçiyor, sevilen yar geçiyor, iş geçiyor, güç geçiyor, kopamadığımız şeylerden bile zaman bizi koparıyor apansız ve amansız bir şekilde. Yıllarca vazgeçemediklerimizden zaman ayırıyor bize sormadan. Uzun gelsede günler, yıllar, insan sonradan anlıyor göz açıp kapayana kadar zamanın geçtiğini. Nice bayramlara kavuşmak dileği ile.

MEYDAN KİMLERE KALIR

Çin'de hiç kedi yokmuş ve fareler öyle çokmuş öyle çokmuş ki sokaklarda sürülerle dolaşırlarmış.

Çinliler bu fare istilasının önüne geçmek için düşünmüşler taşınmışlar, nihayet bir usul bulmuşlar. Usul ama ne usul akla hayale gelecek gibi değil elli altmış fareyi bir kafese hapsedip aç bırakıyorlarmış. Birkaç gün sonra farelerin en cılızı dayanamayıp ölünce ötekiler hemen onu yiyiveriyorlarmış. Arkasından ikincisi, daha arkasından üçüncüsü de ölünce, fareler fare yemeye iyice alışıyorlarmış. Ve başlıyorlarmış birbirlerine saldırmaya. Dişi kuvvetli olan ötekini haklıyormuş. Haklıya paklıya beş on gün içinde kafeste sadece iki fare kalıyormuş Bu iki farenin mücadelesini seyretmek pek keyifliymiş. İkisi de şampiyon. ikisi de babaç... Biri birine pençe atıyormuş, öteki diğerine. Neticede bir tanesi galip çıkıyormuş kavgadan... Elli altmış farenin sonuna kalan bu izbandut fare manasıyla bir fare yamyamı oluyor ve artık fareden başka bir şey yemiyormuş.

Çinliler de yamyam fareyi kafesden çıkarıp dışarıda ki farelerin arasına salıveriyorlarmış. Farecikler içlerinden birinin yamyamlaştığını ne bilsinler, tabii kaçmıyorlarmış ondan. Ve o eline geçirdiği hemcinsinin isini oracıkta bitiriveriyormuş.

Çin'de böyle tüketiyorlarmış fare neslini. Hangi familyeden, hangi soydan olursa olsun, bir yaratık neslini yok etmek için bundan dahiyane bir usul bulunamaz. Herkes yaşamak için birbirini yemeye başladı mı sonunda sen sağ ben selamet; meydan, fareleri birbirlerine yedirenlere kalır..

25.07.2021 (Veysel KARAYILAN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

KOLTUK YAPIŞKANLARI

GAZETECİLİK VE SİYASET

ZENGİN AMA AÇ GÖZLÜ

YAŞANABİLİR ŞEHİR OLMAK

MEMLEKETİMİN DEĞİŞMEYEN HALLERİ

KİRALIK EV VE KPSS ŞARTI

HAFTANIN GÜNDEMİNDEN-FISTIK SEZONUNDA DEĞİŞMEZ KURALLAR

TÜRKİYE'DE KURAL DEĞİŞMEZ

KÖTÜLÜĞÜN HER TÜRLÜSÜ HAYATIMIZDA