15 Mayıs 2021 Cumartesi
BEN DUYARLI BİR VATANDAŞIMDIR…

BEN DUYARLI BİR VATANDAŞIMDIR…

 Ben, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan duyarlı bir insanımdır…     Anayasal manada yasalara riayet eder ve belirtilmiş sınırların dışına çıkmam; çıkanı görünce de uyarırım.

  Anayasa kitapçığı benim başucu kitabımdır.

  Anayasamıza göre, Devletimin resmi dilinin Türkçe, Bayrağımın Ay Yıldızlı ve al kırmızı beyaz renkte; Milli Marşımızın da “Korkma sönmez” ile başladığını, Başkentimizin / idare merkezimizin de Ankara olduğunu bilirim.

  Anayasamızda belirtilen kanunlar çerçevesinde Devletimizin temel amaçları ve ödevlerini öğrenirim; biz yurttaşların / vatandaşların hangi türden bir sistem ile yönetildiğimizi de…

  Anayasa kitapçığımızda bulunan mevcut yasalarda, mensubu olduğum Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve hatta pasaportlu olarak yurtdışı seyahatlerimde, yasalarla belirtilmiş olan Egemenlik haklarımı ve yaşamsal sınırlarımı ihlal etmeden özgürce yaşarım…

  Mevcut yasaların sınırları dışına çıkmam, sınırlarını aşmam…

  Özel ve genel özgürlükler konusunda azlık ve çokluk şartı koşmam…  Özgürlük alanlarımın sınırlarını ihlal etmem ve ettirmem de…

  Kimse beni sınırları belli olan çerçevenin dışına çıkaramaz…

  Yasal olmayan konularda hiçbir merci bana bir usulsüzlük yükleyemez, dayatamaz…

  Özcesi, Anayasa Kitapçığının içerine bakınca Yasama, yürütme ve yargı yetkisinin görevleri ve bu yetkinin sınırlarını öğrenirim…

  Kanun önünde eşitlik güvencemin olduğunu da…

  xxx

  Kim olursan ol! İster erkek ister kadın, ister genç ister çocuk; yasalar karşısında eşittirler…

  İster Cumhurbaşkanı, ister Meclis Başkanı, ister Başbakan, ister Bakan, ister Yargıç, ister Öğretmen, ister Müdür, ister Memur… Mesleki türden ister Attar ister Bakkal, İster Sanayici, ister İşçi, ister Irgat ve mesleki ve kariyer konusunda ve de kim ve kimler olursa olsun sayamadığımız türden -üreten, yapan, çatan insanlarımız…

  Yasalar karşısında hepimiz sınıf, mevki ve makam gözetilmesiz eşit hak ve özgürlük alanlarında bir ve eşit yurttaşlarızdır…

  Toplumsal manada hepimizi bağlayan ve sorumluluklarımızı hatırlatan; temel hak ve özgürlüklerimizin nihai sınırlarını belirleyen yasalar vardır… Yasalarca belirtilmiş özgürlük alanlarımıza asla yasal olmayan sınırlar çizilemez…

  Devletin yönlendirmesi haricinde kimseye imtiyaz (ayrıcalık) yapılmaz.

  Mevki makam ayrımı yapılmaz…

  Herkesin temel hakları ve ödevleri vardır… Yasaların ön gördüğü özgürlük ve hürriyet alanlarımız ve de dokunulmazlıklarımız vardır…

  Ben elimden geldiği kadar, yasalar çerçevesinde vatandaşlık bilincinin sınırları içinde hareket ederim… Her yurttaşın da benim gibi kuralcı olmasını bekler ve isterim… Ben ülkemin içsel ve dışsal sorunları konusunda hassas ve duyarlı bir insanımdır…

  Ülkemde, çevremde ne olup bitiyor -ister istemez- merak ederim…

  Vatandaşı olduğum ülkenin seçilmiş iktidarının -azdan çoğa- vaatlerinin takipçisi olurum… Yasalara aykırılı girişim ve yapılanmalara dair bireysel muhalefet hakkımı kullanırım; mecliste bulunan muhalefet partileri gibi…

  Siyasi iktidar, güçlü bir şekilde her şeye hâkim, her konuda ve her şey kontrol altında ve dimdik ayakta mıdır? Yoksa yan mı yatmış, çamura mı batmış, merak ederim…

  Ülkesini seven, devletine ve iktidarda olan siyasi veya kademeli atanmışlara güvenen her dürüst yurttaş gibi, görev bilincinde olup olmadığını merak ederim…

  Şu kesindir ki vatandaşını/yurttaşını yalan (ki gerçekleşmesi mümkün olmayan) vaatlerle oyalayan siyasi iktidarlar netice de ülkeyi de, ülkenin mevcut değerlerini de -zamanından önce- yer bitirirler…

  Ne elde bir şey kalır, ne de avuçta…

  Devlet Hazinesi ile Merkez Bankası rezervleri ‘Yağma Hasanın Böreği’ne dönerse, düzen bozulur…

  Tek partili siyasi iktidarlar uzunca bir dönem iktidarda kalınca -ister istemez- hem oy kaybederler hem de -can alıcı- vaatleri dahi yerine getiremez olurlar… Ve istemeyerek de olsa, kendi iktidarlarını güçlendirmek ve de sırtlarındaki devlet ve millet yükünü hafifletmek için -açık ya da gizli- bir koalisyon ortağı edinirler…

  İktidar olmanın külfeti, iktidardaki partinin yükünü ağırlaştırdıkça ağırlaştırır…

  Kan kaybına uğrayan -iktidardaki- siyasi parti artık yandaşsız, ortaksız yapamazlar… Gerek günden değiştirmek, gerekse de elzem kanun maddeleri eklemek için Anayasa da kanun değişikliklerine gidilir; ilk elden…

  Can alıcı yasalar oylanırken -istemeyerek de olsa- el mahkûmdur; siyasal ve sosyal manada ülke kaderini değiştiren oylar atılır…

  Dört yılda bir yapılan siyasi seçimler sonrasında, Yüksek Seçim Kurulu kararıyla devleti yönetme işi siyasi partilerden birinin birinci olması kararından sonra resmiyete kavuşur…

  Vatandaşın teveccühünü doğrultusunda iki, üç, dört, beş, altı vs dönemlerde iktidar olma süresinde sınır yoktur… Devleti ve devlet kurum ve kuruluşlarını yönetenlerin özellikle de Bakanlıkların -gerçekten- çoktan da çoğu kariyerlerinde parmakla gösterilen insanlardan oluşur; doğru ve dürüst kişilikleri duyarlı vatandaş gözüyle kabul görür…

  Atanmışlar ve seçilmişler doğru ve dürüst insanlardır; ellerinin altında bulunan devlet mülkünün kırıntısına dahi gönül indirmezler; hak yemezler, asla çalmazlar, eşe yandaşa peşkeş çekmezler ve dahi ellerinin altındaki devlet malını saçıp savurmazlar…

  Çünkü yasalar buna engeldir…

           Ve bize öğretilen: “Gün gelir, devlet katında devlete ait olan zimmetli mülkten bir çivinin hesabı dahi sorulur” sözü asla unutulmaz…

  “Yap, işlet ve devret” bana göre ucu açık ama dibi tarifsiz bir muammadır, getirisi ve götürüsü ile…

1.04.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

YARIN BAYRAM

KÖKÜ NİZİP’TE, DALLARI GAZİANTEP’TE…

KİMDEN KORKUNUZ KİMLERE SIĞININIZ ÇOCUKLAR…

ONLARI OKUTUP ADAM EDECEĞİM…

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 2

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 1

23 NİSAN DA ÇOCUK

GÜNÜMÜZ İNSANINA ÖZGÜ GÖRÜNTÜLER…

ORUÇLUYUM, ORUÇSUZ OLSAM DA…