22 Eylül 2021 Çarşamba
BİZDE TÜRLÜ ÇEŞİTLİ BABA VARDIR…

BİZDE TÜRLÜ ÇEŞİTLİ BABA VARDIR…

Baba kutsal bir figürdür…

Bizde babanın hiç kaybolmayan gölgesi vardır… Ki baba gölgesi bin saraya değişilmez…

Baba evin reisidir… Anaerkil düzende kadın egemendi… Kitaplı dinler ile birlikte bu makam erkeklerin eline geçmiştir.

Babalar babalıklarını bilsinler diye azdan çoğa baba deyimlerine özgü örneklemeler yapalım…

Futbol maçlarının en anlamlı sloganlarından biri “bir baba hindi, hey Allah!” diye başlayan…

Baba -o akşam- yüzünü ekşiterek oturur ise -azdan çoğa- bir sorun vardır, denilir… Evin babası eve geldiğinden beri “suratı yer süpürüyormuş” gibi oturunca tüm aile fertlerinin de dilleri lâl olur… Baba akşam yemeğinden sonra aile fertlerini üzmemek için yararlı ve önemli konularda konuşmaya başlar… Anne ve de çocuklar dünyaya yeniden gelmiş gibi olurlar…

Yaşam kültürümüzde babalara dair birçok özlü söz vardır, Şöyle ki:

-Babanın kişilikli olanı pişmiş kelle gibi sırıtmaz…

-Baba vardır; El iyisi, ev delisidir…

-Anası soğan, babası sarımsak; kendi olmuş bir ölbe şeker…

-Babanın arkadaşı erkek evladını gösterip, “bizim uşak senin itin olur” der…

-Burunlu kulaklı babalar vardır… Yani babalar duyarlı, hassas, düşünceli, saygılı, hesaplı ve kimseye yük olmayan türdendirler ve de istenilmeyen ve de yakışmayan yerde durmazlar…

-Öyle babalar vardır ki, kuşu çift görmesiz taş atmazlar

-Öyle babalar da vardır ki, gelmeğini yakıp ateşinde kızınırlar…

-Babalar, bir niza hususunda anlaşamayınca balballayarak birbirlerine “moh kara küttük” narası atarlar…

-Baba, evlenmiş yeni baba olmuş oğluna -ya da yakınlarına- genellikle; “öğünme çörtük, seni de gördük” ya da görürüz, derler…

-Ekonomik sıkıntı içinde olan babalar için, “gitti ağalar paşalar, itlere kaldı köşeler” ile çapsız ve kültürsüz insanlar için de; “it ağa geliyor yer açın” derlerdi…

-Çayı geçip de arıkta boğulan babalar vardır…

-Öyle babalar vardır ki, her fırsatta zengine yanaşır, yağına bulaşır…

Bizim kültürümüzde “Şam Babası” tabiri vardır ama açılımını kimse bilmez…

Baba vardır kılıbıktır… Baba vardır iyi aile babasıdır… Baba vardır ailesini, akrabalarını ve çevresini namerde muhtaç etmemek için gecesini gündüze dönüştürür; eksiklerini noksanlarını temin etmek için…

Baba vardır işsizdir… Baba vardır yatalaktır… Baba vardır karsızdır… Baba vardır orta hallidir, baba vardır ki malının, servetinin sayısını bilmez…

Baba az gelirli, fakir biri ise, birçok konularda ekonomik düşünceleri varsa; “Sen ki bir garip abdalsın, neyine gerek gümüşlü zurna” denilir…

Baba vardır ameledir… Baba vardır balon satar… Baba vardır fırıncıdır, kimi bakkaldır, kimi müteahhittir, kimi madencidir, kimi işsizdir, iş için çalmadık kapı koymaz… Baba vardır akademisyendir, öğretmendir, yargıçtır, milletvekilidir, müstahdemdir…

Baba vardır, ona buna babalanır, dayılanır…

Baba vardır ne haram bilir, ne helal ya da bunun tersi…

Kimi babalar ailesinin nafakasını topraktan kazır, kimileri lağımdan kimi de ya özel sektörden ya da devlet kasasından…

Kimi babalar mahalle ya da semt kabadayısıdırlar… Semtlerindeki -küçüklü büyüklü- sorunları çözerler… Ki mahkemeyi meşgul etmeden kendi sorumluluk alanlarındaki konulardaki nizalaşmaları kendileri çözerler ki, taraflar “alan razı veren razı” olurlar…

Baba vardır, gayri meşru işler ile iştigal eder…

Baba vardır dayılıdır, arkalıdır…

Baba vardır, ağır adamdır; oturmasını kalkmasını ve konuşmasını bilir ki dinlenilen adam olur…

Az ve öz konuşur… Gülmez ama gülümser…

Ağzından salça akıtan türden kahkaha atmaz, salyasını akıtmaz…

Babadır ve duyarlıdır… Ölüye de gider, düğüne de… Ama asla bir yere, bir ortama eli boş gitmez…

İşsizi ve yoksulu kollar, kimseye göstermeden yardımda bulunur… Haddini de hududunu da bilir ve sınırını da aşmaz…

Baba vardır güzel sanatlarla içli dışlıdır; operada arya okur, uzun hava söylerler… Kimi babalar aktördür, kimi senaristtir, kimi kostümcüdür; kimi üç telli saz çalar, kimi klarnet çalar, kimi darbuka, kimi kemani, bateri çalar… Kimi tiyatrocudur, ne söyleyecekse sahnede söyler…

Baba vardır aktördür, filmler de ve tiyatrolarda başrol oynar, kimi figürandır; azdan çoğa -istemeyerek de olsa- dayak yer; sanat için…

Baba vardır yayıncı basıncıdır: gazete, mecmua/dergi çıkarır, kimi kitap yazardır… Kimi ressamdır, kimi heykeltıraştır…

Baba vardır mafyadır…

Gayri meşru ve yasak olan birçok işlerde/konularda ne varsa onların ticaretini (alımını satımını) yapar; kâh el altından, kâh açıktan açığa… Resmiyet sınırlarını aşarak olmazı olur kılarlar… Geri kalmış üçüncü sınıf devlet kurum ve kuruluşlarında güçlü arkaları vardır…

Mafya babalarının gözleri karadır, yürekleri kabarıktır ama duygusallıklarını da gizlemeyi iyi bilirler…

Uluslararası manada normal iş adamlarının, sanayicilerin, turizmcilerin  dünya çapında -alım satım- ticareti yapanların helal kazanç servetleri, mafya babalarının servetlerinin yanında fakir fukara büfeleri gibi kalır…

En bilinen sloganları: “Bir çentik toz, bir otobüs” işidir ki on fabrikaya değişilmez…

Çok sayfalı -sosyokültürel manada- kitaplar okuyan mafya türü semt kabadayılarından arkadaşlarım olmuştu; Keşanlı Ali türünden… Küçük bir çocuk gibi -mahcup ve utangaç- gülerlerdi… Karşıdan gelen -genç ya da yaşlı- bir bayan gördüklerinde bir kabahat işlemişler gibi yüzleri kızarırdı…

Kadınlar, kızlı ve erkekli çocuklar o kabadayıların nazarında dokunulmazlıkları olan değerli insanlardı ve uzun müddet hep öyle kalmışlardı…

15.06.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İNSANLIK ZOR ZANAATTIR…

HALİMİZE AHVALİMİZE DAİR…

BENİM ÜLKEMDE HERKES HERŞEYİ UZMANINDAN İYİ BİLİR…

DOĞAL ÇEVREMİZE SAHİP ÇIKIYOR MUYUZ?

YETER DE YETERLİLİK VARDIR…

BİR DÜNYADA EŞİMİZ BENZERİMİZ YOK!

EKONOMİ TOPLUMUN AYNASIDIR…

BİRAZ SORGULAMAYA NE DERSİNİZ?

GİDİŞAT HANGİ MİNVAL ÜZERİNEDİR?