15 Mayıs 2021 Cumartesi
HERŞEYİN BİR ZITTI VARDIR…

HERŞEYİN BİR ZITTI VARDIR…

Her şeyin bir zıttı vardır; her şey kendi zıttını içinde/bünyesinde/bedeninde yaşatır…

Canlısı cansızı… Erkeği dişisi… Doğuranı doğanı… Çiçeklisi çiçeksizi… Renklisi renksizi… Akıllısı akılsızsı… Beceriklisi beceriksizi… Olumlusu olumsuzu… Yararlısı yararsızı… Oluru olmazı… Gereklisi gereksizi… Faydalısı faydasızı vardır.

İyisi kötüsü… Tazesi bayatı… Rüşvet alanı, rüşvet vereni… Artısı eksizi… Azı çoğu… Zengini fukarası… Varsılı yoksulu… Eskisi yenisi… Zoru kolayı… Eksilisi artılısı… Basiti çetrefillisi… Anlayışlı olanı, anlayışsız olanı…

Bakımlısı bakımsızı… Beğenisi olanı ile olmayanı… Albenisi olanlarla iç karartanları olanlar… Düşüncelisi düşüncesizi… Canı tez olanı ile yerinden kalkmaya üşünenleri… Soylusu soysuzu… Çalışkanı tembeli… Kitaplısı kitapsızı… Üreteni tüketeni… Üretirken ter akıtanı ile teri kuru olanı vardır…

Kimi hoş konuşur, kimi boş… Kimi dudu dillidir, bülbül gibi şakır; kimi karga gibi gaklar…

Adam gibi adam vardır,  adamlıktan uzak adamcık vardır… Örnek bir huy vardır, bir de iğrenilen huysuzluk vardır… Yakıp yıkan, kırıp döken vardır; bir de -ha bire- torlayıp toplayan, temizleyip tertipleyen…

Onur vardır, onursuzluk da… Hizmet üretip, ter akıtan vardır, yan gelip yatan da… Utanmayı arlanmayı bilen vardır, arsızlığı ile “pişmiş kelle” gibi sırıtanlar da vardır… Ekmeğe muhtaç olduğu halde çalmayı onuruna yedirmeyen ve aç yatan kişi ile dünyayı yese de doymayan açgözlüler vardır…

Gerek uzayda, gerek galaksimizde, gerek dünyamızda, gerek ülkemizde, gerek çevremizde sosyokültürel, sosyopolitik, sosyoekonomik manada ister tarihsel, ister sanatsal, geçimlik iş sahasında, ister sportif konularda -var olan bir şeyin- zıttı olmayan bir tek bir şey yoktur ve olamaz da…

Teklik ve tek olmak yalnızca Tanrıya özgüdür.

Bunun haricinde zıddı olmayan; karşıtı bulunmayan; ister nesnel ister öznel, maddi ve manevi manada tek bir maddi/manevi şey ile tabir ve tamlama kelimesi yoktur; olumluluk ile olumsuzluk konusunda…

Sosyokültürel ve sosyopolitik mana da şöyle bir çeşitleme yapalım… Bakalım, olumlu ve olumsuz manada dünyamız ve ülkemiz insanında ne türden örnekler varmış, görelim!

Rüşvet alan (rüşvet yiyen) memur vardır; rüşveti verenin suratına çarpan memur da vardır…

Yan cebime koy” diyen devlet adamı da vardır, suçlunun suçu üstüne rüşvet teklif etme suçu ekleyen de…

Doğal afetlerde -hayati- yardımlardan çalan “doğal afet hırsızları” ile bu ülkede; çökmüş evlerden can kurtarma çabasında olan namuslu, duyarlı ve yardımsever insanların yanında can kurtarmaya gelmiş gibi davranan ama sağı solu kurcalayıp hırsızlık yapanlar da vardır; “koyun can derdinde kasap et derdinde” türünden insanlar!

Bal tutan parmağını yalar mı, yalar…”  Ama bu yalama kimine göre tadımlıktır, kimine göre de doyumluktur…

Bir konunun, bir olayın bir uçlu vardır, bir de suçsuzu…

Şu günü bilmem ama eskiden her adliye binasının sağındaki solundaki kahvehanelerde bekleyen, hazır kıta, paralı “Yalancı şahitler vardır” ki, suçluyu ve mağduru ömrü hayatında hiç görmemiş olsalar da para karşılığı, yalan ifade ile yalancıyı aklatır, dürüstü mağdur ederler… 

Her türlü kurum ve kuruluşun içinde ve bünyesinde -binde birlik bir oranda-çalışan ve görevli olan hırlısı da, hırsızı da, üçkâğıtçısı da, yan gelip yatanı da, ter akıtmasız yevmiyesini de, aylığını da alanlar vardır…

Duyarlısı da vardır, duyarsızı da… Ciddi bir konuda umursayanı da vardır, umursamayanı da…

Devletin malı deniz” yemeyeni siz bilirsiniz…

Bir de ekonomik manada emeğine toz kondurmayan ama “parmakları bal peteğinden çıkmayanlar” vardır…   

Devlet kurumlarının içinde “devlet ihalelerinden beslenen, Harun iken Karun olan” mütahitler vardır ki; ha bire iş üstüne iş bağlarlar…

Patronlar ha bire zenginliklerine zenginlik eklerlerken, sınaî ve tarım alanlarında çalışan işçilerin, amelelerin, gündelikçilerin günlükleri ve sigortalı çalışanların aylık ücretleri gün be gün, ay be ay enflasyona kurban edilir…

Çalışanla yan gelip yatanlar aynı terazinin kefesindedir… Mesaisi bitmesiz kaytaranlar vardır ama dürüstlük timsali olanlar ellerindeki işi bitirmesiz kalkmazlar… Çünkü birinin gözü açtır, birinin vicdanı…   

Hele de hele şu koronavirüslü pandemi ortamında bile namuslu ve dürüst insanlarımız çoktan da çoktur ama namussuzlarla baş edemezler… Yalan da onlardadır dolan da onlardadır; “boş yok, boşa para yok” türünden kaldırım atasözleridir ki, mağduru bir çözer üç bağlarlar…

Aldatmanın, dolandırıcılığın tarihi özel mülkiyet ile başlar; ister geri kalmış, isterse de en gelişmiş ülkelerde bile dolandırıcılık kârlı bir meslek olarak hep vardır… En basitinden üçkâğıt açanlar vardır, meydanlar da, sokak aralarında “bul karayı al parayı” vardır…

Gün 24 saat birilerini dolandıranlar vardır; kimi ekmek parası için kimi servetine servet katmak için bu dolandırıcılık işini meslek edinenler vardır ve de bunların ağına düşen safdiller… 

Öyle danışmanlar vardır ki, seni danıştığına bin pişman ederler… Danışman azdan başlayarak çoğa doğru seni yolunmuş tavuğa döndürene kadar soyup soğana çevirirler; seni “el elde, baş başa” bırakırlar ki; “yolunmuş tavuğa dönersin” akıl danıştığına bin pişman olursun… Artık herhangi bir beyefendiye, bir kişiye, adres için bir sokağın adını bile sormaya korkarsın…

Bir batkıncı vardır, bir de batıran… Kâr ve getiri türünden zirve üstüne zirve yapan yandaş işletmeci ile arkasız ve dayısız işletmeci bir dayanır, iki dayanır, üçüncüsünde iflas eder…

Hele bir de siyasi iktidarın mensuplarından değilse, bir kez yıkılınca, bir yakını, bir ahbabı, bir kadim dostu yanından geçerken O’nu tanımazlıktan gelir, bir selamı dahi ondan esirgerler…

Bu yazıyı okuyup kültürel manada bir şeyler edinen de vardır; “aman sende, benim ne işime yarayacak ki” diyen de olacaktır…

23.03.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

YARIN BAYRAM

KÖKÜ NİZİP’TE, DALLARI GAZİANTEP’TE…

KİMDEN KORKUNUZ KİMLERE SIĞININIZ ÇOCUKLAR…

ONLARI OKUTUP ADAM EDECEĞİM…

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 2

MÜKEMMELLİK İNSANA ÖZGÜDÜR - 1

23 NİSAN DA ÇOCUK

GÜNÜMÜZ İNSANINA ÖZGÜ GÖRÜNTÜLER…

ORUÇLUYUM, ORUÇSUZ OLSAM DA…