24 Temmuz 2021 Cumartesi
İNSANLIK ZOR ZANAATTIR…

İNSANLIK ZOR ZANAATTIR…

Bir insan ister kızlı oğlanlı, ister erkekli dişili; ister yetişkin ister bir ayağı çukurda yaşlı biri olsun -özcesi- insan hangi yaşta olursa olsun ama şunu aklınızda tutunuz ve unutmayınız ki, “insan olmanın gerçek manada hakkını vermek” zordan da zor zanaattır…

İnsan -gerçekten de- fizyo biyolojik mükemmel bir organizmadır ama bu mükemmellik geri kalmış topluluklarda çoktan da çok kişinin işine yaramaz…

Dünyamızda -şimdilik- insanla baş edebilecek ve insanı altalayacak bir başka canlı türü yoktur; bizi birazdan çok zorlayan ve normal göz ile göremediğimiz bakterileri ve virüsleri saymazsak…

Bir de kıtlık yıllarındaki açlık ve sefillikleri unutmazsak ve de doğasal mekânlarımızı ve yönetsel sorumsuzluluklarımızı ciddiye alırsak, “insanı insanlık sınırının dışına hiçbir güç çıkaramaz” diyebilirim.

İnsanlar -dünden bugüne- yerli yersiz zamanlarda ve özellikle de doğal afetlerde acının katmerlisini yaşayarak olgunlaşmışlardır… Artık aklı başında olan  herkes doğa katliamına dönüşen her alana  konut yapılmaması gerektiğini ezberlemelidir…

Doğal çevreyi cennet yapan tek şey, doğaya saygı göstermek ve doğadaki yararlı şeyleri telef etmeksizin yararlanmalıdır…

Unutmayınız ki doğamızdaki tüm canlılar -uçarından, kaçarından ve sürüneninden- hepsi bizim ortaklarımızdır…

Kim doğal ortamını bilerek kirletir ve pisletir ki?

İçimizdeki dışımızdaki zehirli atıkları, kiri pisliği nehirlere göllere denizlere atanlara göz yumarsak nehir akarsu olmaktan çıkar, göl çamurlu bataklık alana döner, denizlerimiz ise canlı hayvan üremez…

xxx

İnsanlar -zaman zaman- acı da çekerler, hasret de… Acıyı kâh bal eylerler, kâh ateşinde yanarlar…

İnsan hassas ve kırılgan canlıdır… İnsanlar kendini kırılganlıklarını teselli etmesini de, hassas olan noktalarını çelik zırhla kalkanlaştırmasını da bilirler ama iş doğal kirliliğe gelince -çoktan da çoğu- vurdumduymazları oynarlar…

Oysa doğamızda bulunan hayvan türlerinin hiçbiri kendi kendilerini tedavi edemezler; birkaç maymun türü hariç…

Özcesi, insan, yaşamsal dünyamız dediğimiz doğamızda mükemmelliğe en yakın tek canlıdır ama o da -maalesef- bu sorumluluktan kaçınmaktadır…

Günümüzde, yaşam arenasında mükemmelliği hak eden insan meziyetlerinin başında dürüstlük, elbirliği, yardımlaşma, yardımseverlik, cömertlik, zarif ve kibar olmak gelir… Yaratıcılık, bir işe tutku ile sarılmak, metanetli olmak, var olan ya da oluşan sorunları çözmek de uzmanlaşmış insana özgüdür; birçok doğa olayları karşısında -hâlâ- aciz olsak da…

xxx

Gelişmiş ülkeler yaşam zorlukları ile baş edebilmek için ellerini güçlendiren -muhteşem tarzda- alet edavatlar yaparlarken geri kalmış ülkeler, bir taraftan çelik çomak oynar bir taraftan da  içi dua dolu muskalar ile birbirlerine; tanrıdan himmet dilenme zikirleri yaparlar

Gelişmiş ülkelerin çoğu ayaklarını yerden kesen araçlar üretirken geri kalmış ülkeler ise hâlâ “deh beygirim deh!”  dünyasında yaşarlar; emirleri, beyleri, petrol şeyhleri hariç… Onlar da içerde kapanır, dışarıda ise açıldıkça açılırlar!

Gelişmiş ülke insanları kanatlı, uçan hayvanlara imrenip yolcu ve savaş uçakları yaparlar; kıtalararası yolcu taşıyan uçaklara ve uzayı keşfe giden uzay araçlarına bir diyeceğim yoktur ve olamaz da ama o savaş uçakları Azrail’i bile korkuturlar mı, korkuturlar… Savaşlar da en etkili silah bombardıman uçaklarıdır ki, ne bebek, ne çocuk, ne yaşlı dinler…

İnsanoğlu doğamızda bulunan tüm canlılarla yarışır ve boy ölçüşür hele bir de elinde savunma ve saldırı silahları olunca efendiliğini hemcinslerine de hayvanlara da kabul ettirir…  

İnsan bilgiçtir…

İnsan bilgiye ve yapıp/çatmaya dair sürekli açtır… Ki bu açlığın baş nedeni insanın doyumsuzluğundan kaynaklanır…

Uçmaktaki amaç; uzaya dönük mükemmelliktir, alet ve edevatların mükemmellik üstü mükemmelliğe erişmesidir ki, uzay keşfine çıkılmasıdır; dünyamızın ve de galaksimizin sağında solunda ne var’ı ve de ne yok’unu görmek, bilmek isteğidir…

Merak, açlığı bile bastırır…

Baş nedenimiz ise dünyamız gün be gün cennetlikten cehennemliğe doğru gidiyor olmasıdır; biz insanların doyumsuzluğundan, aç gözlülüğünden ve de aşırı kaynak tüketimden ötürü…

Günümüzde insanoğlu birçok konuda uzmanlaşmıştır; bu uzmanlaşmanın başında inşaat sektörü gelmektedir; hem olumlu hem de olumsuz manada ve iflah olmaz bir şekilde betonlaştırmak ve doğamızı yiyip bitirmektedirler…

Konutta da, ulaşım araç gereçlerinde de, hastalıklarla mücadele etmekte de, keşiflerde ve icatlarda akıllara ziyan buluş ve yeniliklerle mükemmelliğin bir miktar zirvesindedir… Ama ırklar, uluslar, halklar ve sınıflar konusunda paylaşım da adaletsizlik diz boyundan üsttedir…

xxx

İnsan gün be gün gaddarlaşıyor,  doyumsuzlaşıyor,  açgözlü oluyor ve çoktan da çok bencilleşiyor…

Bir dilim ekmek için insan insanı öldürür mü, öldürür…

Her insanın bir kişiliği ve de insanlığa yararlı bir tespiti, bir projeleri vardır ama doğru ve de tutarlı mıdır, değil midir? Bence projeler gibi kişilikler de değişkendir… İnsan sınıflandırmasında, varsıllık ve yoksulluk  kategorize edile bilinir mi?

Kişinin kendine özgü olan jest ve mimikleri ile tavır ve davranışları bile -yaş be yaş- değişir, ya kendi güçlenince ya da birileri dayatınca...

Güçlü insan toplulukları doğalarında ne var ne yok işler, dişler; yapar çatar, illaki illa bir yarara dönüştürür ve gelir üstüne gelir elde eder…

Bu hususta karıncalar ve arılar insanlar için mükemmel rol modellerdir…

Yani ve özcesi; doğamızda bitki ve hayvan türlerinin nesli tükenirse dünyamız yaşanılır olmaktan çıkınca, insanoğlu vahşileşip birbirini yerler mi, yerler…

Tembel, uyuşuk ve el becerisinden yoksun insanların çoktan da çoğuna  “atıl insanlar” denir mi, denilmez mi?

İnsanları kimi âlimdir, kimi kara cahil… Kimi üretendir, kimi tüketen…

Kimi doğru ve dürüsttür, kimi sahtekâr ve dolandırıcı…

Kimi yapıp/çatan, kimi hazıra konandır…Kimi modern alet edavatlar yapar, kimi eline almaya, avucuna koymaya  korkar…

Kimi insanlar yapıcıdır; doğada ne varsa işler/dişler yarara dönüştürürler, kimileriyse hazır lopa konarlar…

Kimi insan çevresine -çoktan da çok- yararlıdır, kimileriyse doğalarında ve çevrelerindeki -kamuya ya da özel sektöre ait olan- tesis ve santrallere zarar vermekten, yakıp yıkmaktan zevk alırlar, netice de hem çevrelerine hem de kendilerine zarar verirler…

xxx

Şu gün için…

Evsizlikten barksızlıktan sokakta yatan insan sayısı gün be gün artıyor… İşsizlik ve karsızlık %30’ları geçti… Ekonomik konuların birçok biriminde -hal ve gidişat- hasıraltı…

Siz hiç yalan söyleyen ya da yanlış yol tarifleyen bir hayvan gördünüz mü? Göremezsiniz…

Ama doğamızda bulunan tüm canlıların içinde bir tek bir insanoğlu “yalan” söyler; olmamışı oldurur, bitmemişi bitirir, var olmayanı (yok olanı) da var gibi lanse eder…

İnsanın soylusu da soysuzu da, arlısı da arsızı da, namuslusu da namussuzu da vardır ve de çoktan da çoktur… “Yalancı Allah’ın düşmanıdır” ayetine inat yalan üstüne yalan söyleyenlerin sayısı -gün be gün artıyor mu, artmıyor mu?

Günümüz dünyasında açlık çeken, işi gücü olmayan, sefillik bataklığına gömülmüş milyonlar var; bir de etliye, sütlüye, ballıya burun kıvıranlar…

Deveyi hamudu ile yutan zengin insanlar da var, hayvansal proteinini bayramdan bayrama yiyen yoksullar da…

Dilenmez dilenciler var; siz görmek istemeseniz de…

Kimi tabanı delik ayakkabısına pençe attıracak parayı bulamaz, kimi de 1 ya da 2 milyonluk arabaya burun kıvırır…

Elde avuçta -azdan çoğa bir şeyler- var iken, “zengin babanın işe yaramaz züğürt oğlu” gibi, gelişi güzel israf ve talan aymazlıkları bin katına çıkarsa “Cennet Mekân” dediğimiz dünyamız cehenneme dönüşür ki, kaçacak ve yaşanılacak gezeğenleri şimdiden tespit edip ona göre planlar yapmalıyız…

22.06.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

HALİMİZE AHVALİMİZE DAİR…

BİZDE TÜRLÜ ÇEŞİTLİ BABA VARDIR…

BENİM ÜLKEMDE HERKES HERŞEYİ UZMANINDAN İYİ BİLİR…

DOĞAL ÇEVREMİZE SAHİP ÇIKIYOR MUYUZ?

YETER DE YETERLİLİK VARDIR…

BİR DÜNYADA EŞİMİZ BENZERİMİZ YOK!

EKONOMİ TOPLUMUN AYNASIDIR…

BİRAZ SORGULAMAYA NE DERSİNİZ?

GİDİŞAT HANGİ MİNVAL ÜZERİNEDİR?