6 Mart 2021 Cumartesi
Yararlı bir insan olabilmek için, öğütsel manada: HERKES ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMALI: - 2

Yararlı bir insan olabilmek için, öğütsel manada: HERKES ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMALI: - 2

   Elinde kalem olan yazsın, elinde araç gereç olan yapsın, çatsın, onarsın, imal etsin, üretsin, yarara dönüştürsün; tüm insanlığın gereksinim hizmetine sunsun…

   Ağzında dili olan konuşsun… Ama doğruları söylesin; hatıra gönüle kanıp doğru sözü ve gerçekleri çarpıtmasın; yalanın da yalancının da yüzüne tükürsün ve ondan yüz çevirsin… Dolandırıcılar -nefsi-i ıslah etmezlerse- kendi iplerine dolanıp boğulsunlar…

   Yalan iğrençliktir, yalan doğruyu saptırmaktır…

   Yalan söz, ifade ve tarif hırsızıdır…

   Yalancı; varı yok, yoğu da var olarak dayatır… Yalancı haklıyı haksız, haksızı da haklı gibi gösterir… Yalancının allaması da pullaması da çok ve çeşitlidir…

   Yalanın bir adı hırsızlık, bir adı aldatmak, bir adı dolandırmak, bir adı da soysuzluktur…

   Şunu unutmayınız ki normal bir insan; “Eğriye eğri, doğruya doğru, haklıya haklı, haksıza haksız” demekten ne korkar ne de çekinir…

   Paylaşımcı ve kaynaştırıcı insan,“Ben değil Biz” der; birlik ve dayanışma yanlısı olur…

   Kişi ve kişiler, kişiliklerini pekiştirmek için -kâh arasıra, kâh sıkça- durum değerlendirmesi yapsın; kendi kendisinin özeleştirisinde bulunsun; dışsal olarak da gözlemlerde, araştırma ve incelemelerde bulunsun; sorsun, sorgulasın; eğrisini doğrusunu görsün…

Ve de kişi, dünden ibretlenip, “bugün için şunu şunları, bunu bunları yapacaktım” deyip de sözünde durmalıdır; aldığı kararları savsaklamamalıdır… Tasarladığı düşünceleri pratikte uygulamak için, kararlaştırdığı tesbitler doğrultusunda çalışmalı; birçok konuda tasarladığı planlarını ve projelerini yaşama geçirmelidir…

   Ve illaki gerçek bir kılavuza gereksinim duyuyorsan bil ki o kılavuz senin beynin ile yüreğin olmalıdır, el becerilerini de unutma…

   Örnek aldığın şahsiyetleri rehber edinmekten çekinme…

   Dostlarını ince eleyip sık dokuyarak seçmelisin…

   Bil ve unutma ki dostun en vefasızı ve bencili açgözlü olanıdır…

   Bencil insanlar yaşamsal kaynaklar konusunda -yalnızca ve yalnızca- kendilerine yontar, kırıntılarını ve posalarını dilencilere -himmet buyuruyorlarmış gibi- ikram ederler… Hem de politik mikrofonlar ve kameralar karşısında, ballandırarak…

   Yaşamın her konusunda “Ben” değil, “Biz” diyebilmelisin…

   Hiç kimseye aşağılayıcı ve alaycı sözler söylememelisin ve de suni ithamlarda bulunmamalısın… Karşındaki muhataplarını aşağılayıcı ifadelerle küçük durumlara düşürmemelisin; hele de hele, insanları dış görüntülerinden ötürü dışlamamalısın! Örfsel kıyafetleri ve de tensel renkleri ile alay etmemelisin…

   Bugünü ve yarını kurgularken dününü unutmayacaksın…

   Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda nereden nereye gelmişiz…    Kimdik, ne olmuştuk? Neyimiz, nelerimiz vardı da kıymetini bilememiştik, yitirtmiştik, kaybetmiştik ama arama ve sorma lüzumunu dahi hissetmemiştik, değil mi?

   Sahi… Oy’unu vererek seçtiği iktidardan hesap soran; eleştiri çeken -sizce- kaç kişi vardır…

   Yazılı ya da sözlü ve de görsel basında, iktidara taşıdığı partinin mensuplarını sorgulayan vatandaş sayımız -sizce- yüzde kaçtır?

   Ve de vatandaşlık bilincinin ne olduğunu bilenlerin sayısı sizce yüzdeye vurulabilinir mi?       

   Örnek olarak, Çin’den alınan ve getirilen -ki kesin sayısı bilinmeyen- Covid-19 ağırlıklı aşılar yurttaşlarımızın yüzde kaçına yetecektir…

   Sorumluluk insana özgü bir meziyettir ki -bir topak pamuk dahi olsa-savsaklarsanız ağırlığının altında kalırsınız…

   Şunu unutmayınız ki, insan doğası ve çevresiyle vardır…

   İnsan, gökyüzündeki yıldızlarıyla, güneşiyle ayıyla, yağmuruyla karıyla, dolusuyla bulutlarıyla vardır… Dağı ile taşı ile ovaları yaylaları, meralarıyla, dağlarıyla, tepeleriyle, ormanları, koruları, bağ ve bahçeleriyle vardır… Dereleri, nehirleri, doğal kuyuları, gölleri, denizleri, okyanusları ile vardır… Ve de onların içindeki canlı türleriyle, uçarıyla, kaçarıyla, sürüneniyle eşsiz ve tarifsiz bir güzellik ve yarar ortamıdır ki; tek ve eşsiz yaşam alanımızdır, doğamız…

   Ben, “doğasını kirleten insana cani derim, katil derim, soyunu sopunu vakitsiz öldüren aymaz” derim…

   Ben, “Filtresiz bacalar diken, kimyasal atıklarını derelere, nehirlere, göllere ve denizlere döken sanayicilere de -büyüğünden küçüğüne- imalatçılara da doğa katliamcısı” derim…

   Azdan çoğa birkaç öğüt isterseniz; zora, zorluklara ve de -kravatlı kravatsız- zorbalara inat:

   Fidan dikerim, şetil dikerim, tohum ekerim…

   Hayvanların uçarına da, kaçarına da, sürünenine de saygı gösterir ve asla doğa ve hayvan katliamcılığı yapmam… Yapana da göz yummam ve de isterim ki genç nesil insanlarımız bunların haricinde, ben isterim ki:

   -Şiirler yazsın, okusunlar, şarkı türkü çağırsınlar… Tef çalsınlar, gitarın ve kemaninin tellerinde özgürce gezinsinler… Ve davul zurna eşliğinde halay çeksinler; pistlerde, meydanlarda dans etsinler…

   -Temel hak ve özgürlüklerini -anayasal çerçeve içinde- namus belleyip ite köpeğe kemirtmesinler…

   Bir topun peşinde -zevk alarak- koş; ağları havalandırsınlar… Basket atsınlar… Voleybol topuyla smaçlar çak, küt insinler… Ya da taraftarı olduğu bir takımın teknik adamı, çalıştırıcısı olsunlar; ya da iyi bir izleyici ve ya amigoluğunu yapsınlar…

   Bak genç arkadaş, çok, istersen karikatürler çiz, yağlı yağsız resimler yap; ister tuvale ister A4 kâğıdına… İster taş yont, ister ahşap işleri yap, hediyelikler bazında oturulacak kanepeler, koltuklar, masalar, sehpalar yap, hatta en güzelinden ve büyüğünden bir kitaplık yap ve içini kitaplarla doldur ve oku… Ama -asla- atıl durma, kendini çevrenden soyutlama…

   Fırsat buldukça kırlara git, dağlara tırman, derelerde balık avla, yamaçlarda tavşan kovala… Sürü çobanları gibi, kuzuların, oğlakların melemelerine maniler diz, kaval çal…

   Sinemaya, tiyatroya, şiir dinletilerine git… İzle, gözle, kulak dolgunluğu edin; ezgileri notaları, sesleri beynine nakşet… İlgi alanını genişlet ki ufkun açılsın, ruhun kaynasın…

   Ve ilgi alanlarının dışına taş… Özgürlük alanlarına sahip çık; özgürlüğünü genişletebildiğin kadar genişlet…

21.01.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

AĞA DA, BEY DE, PAŞA DA BENİM…

OKUMA ÖZÜRLÜYÜZ…

NE KALDI Kİ, KİME NE VERELİM!

SORARLAR HESABINI…

YARI ŞAKA, YARI CİDDİ… BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR-3

BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR? -2

OLUROLUR DAHA NE OLURSUN?

BİRLİK DİRLİKTEN GELİR…

NE SOY SOP NE DE HUY DEĞİŞMEZ?