8 Aralık 2019 Pazar
ASLINDA BOLİVYA’NIN ARKASINDAKİ HİKÂYE

ASLINDA BOLİVYA’NIN ARKASINDAKİ HİKÂYE

-Bir de benden dinleyin-

Hikâye, Güney Amerika Konisi diye adlandırılan Şili, Uruguay, Bolivya, Brezilya, Arjantin gibi milli ekonomisini güçlendiren ve sınıflar arası ayrımı sosyal uygulamalarla ortadan kaldırdığı için Chicago Okulu iktisatçıları tarafından kapitalizmin deney odası haline getirilen ülkelerde geçiyor.

Evet, 60’lı yıllarda Chicago Üniversitesi İktisat Fakültesi Milton Friedman’ın fikir babası olduğu liberalizmi küçümseyen kapitalizm, acımasız bir şekilde hayata geçirildi. Sosyalizmle yönetildiği için “çıban başı” olan Güney Amerika ülkelerinde aşırı bir faşizmin uygulanması ve cuntanın baskı politikaları oralarda bir kıyıma ve katliama neden oldu.

Öncelikle asker, polis ve yandaş sivil çeteler kullanılarak halkın en önemli gücü olan toplumsal dayanışması yerle bir edilerek bireyci bir anlayış yaratıldı. Mesela Arjantin’de bizde nam salan Beyaz Toroslar’ın karşılığı olan ve bu darbelerin ekonomik yönünü destekleyen Ford firmasının ürettiği Ford Falcon’lar bulunuyordu. Bizdeki gibi, Beyaz Toroslar’a binenler gibi Ford Falcon’lara binenlerden de bir daha asla haber alınamıyordu.

İnsanlar toplu olarak kaybediliyor. Sistematik işkencelerden geçiriliyor, aydınlar tutuklanıyor, sendikacılar katlediliyorlardı. Cunta; çocuklara bedava verilen süt programını kaldırıyor, ücretler düşürülüyor, çöplerde yiyecek arayan insanlar çoğalıyor, anneler süt olmadığı için çocuklarını “mâte” dedikleri geleneksel çayla kandırıyor, yetersiz beslenmeden dolayı ölen çocuklar sessiz sedasız gömülüyordu.

Cunta, çok uluslu devletleri daha da zengin etmek için kendi ülkesindeki işletmeleri lağvediyordu. Sadece Şili’de 1973 ile 1983 yılları arasında 177 bin sanayi işini kaybetmişti. Bu ülkelerdeki ekonomi yönetimi Friedman’ın Chicago üniversitesi’nde Ford’un fonlarıyla ABD’de iktisat eğitimi gören Los Chicgo Boys denilen Şilili iktisatçılar tarafından yönetilmeye başlanmıştı.

Muhalif gazeteler ve gazetecilere çok büyük baskılar, işkencelerden geçiyor ama CİA’nın finanse ettiği El Mercurio Gazetesi’nde yeni ekonomik düzen ve cuntaya övgüler yağdırılıyordu.

Sadece Arjantin’deki işkence kamplarının sayısı 300’ü geçmişti. Şili’de tutsakların diz çökemeyeceği, yada kalkamayacağı kadar küçük tecrit hücreleriyle tanınan Villa Grimaldi, Uruguay’da “ada” anlamına gelen “la isla,” Arjantin’de “başlık” anlamına gelen işkence odaları “capucha” ölüm kusuyordu. Arjantin’deki büyük hayvan çiftlilerinin sahipleri tutsaklara parilla (barbekü) dedikleri yataklara yatırarak picana adını verdikleri elektrik sopası ile şoka uğratıyorlardı.

Özellikle 70 ve 80’li yıllarda acımasızca kan döken cunta ve işbirlikçilerinin uyguladığı şok, kapitalizmin hayata geçirilmesinin yani ekonomik şok uygulanmasının alt yapısı idi. Nitekim gerçekten de öyle oldu. Friedman’ın doktrini, işkence ve baskıyla bunalan ve tepki veremeyen halk yığınları nedeniyle bütün korkunçluğu ile hayata geçirildi. En basit anlatımı ile bu ülkelerin sistemleri baştan aşağı değiştirilerek yeni anlayışlar tesis edildi.

Hikaye çok uzun demiştim. “Güney Amerika’da başlayan bu kanlı tezgah başarılı olunca; Polonya özelinde Avrupa’da, naylon krizlerle Asya’da, oligarklar yaratılarak Rusya’da, Güney Afrika’da, Irak’ta, şimdilerde Suriye’de devam etti-ediyor. O nedenle Güney Amerika’da dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkeler olması dışında bir de böyle bakmak gerekiyor.

Dünya’da Marx’ın hayaleti geziyor mu bilinmez ama Milton Fridman denen global katilin dolaştığı gün gibi aşikar…

Bunu net biliyorum…

TAVSİYE: Daha kapsamlı bilgi için bulabilirseniz Naomi Klain- Şok Doktrini’ni okuyun…

13.11.2019 (Murat Güreş)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

CUMA CAMİSİ-MİLLET-BAHÇESİ-TİCARET ALANI = AHENK (!)

COĞRAFYA KADER İSE: AMOR FATİ yada ODİUM FATİ (YAZGINI SEV- YAZGINDAN NEFRET ET

AHİLİK-GASTRONOMİ-PAHALILIK ve ANTEPLİ TANTALOSLAR